"Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadet. Düşmanlarım bana ne yapabilir ki. Ben cennetimi yüreğimde taşıyorum" diyen Allah Dostları "hicret ruhu" taşıyan muhacirlerdi.
Hz. Adem'den, sapkın bir toplumdan hicret edip yepyeni bir toplum temeli atan Hz. Nuh'a. Muhacirlerin atası Hz. İbrahim'den, gerçek adını hiç kimsenin bilmediği fakat "hicretin" adının yerini aldığı Hacer'e. Kölelikten sultanlığa hicret eden Hz. Yusuf'tan, Mısır'dan Filistin'e bir farklı "hicret yürüyüşü" gerçekleştiren Hz. Musa'ya. Tarihin bütün Allah'ın nurunu taşıyan nur yüzlü adamları ve kadınları, her biri farklı bir hicretin muhaciri olmuşlardı.
Bizden öncekilerin yaşamadığı en dehşetli gurbeti, modern zamanların insanları yaşadı. Bu; modern oyuncaklarla oyalanan, hipnotize edilmişçesine insanlığından sürülüp çıkarılan, âdeta iç dünyalarında bir "hicret" bekleyen toplum ne zaman maddi-manevi muhacir olacak Bütün insanlık, insanlığının garibi oldu. Yani insan insanlığından "göç" etti.
Şimdi bir hicret seferberliği olmalı. Önce, Kur'an'ın "Aranızda hayra çağıran, iyi doğru ve güzeli emredip kötü, yanlış ve çirkinden sakındıran bir topluluk bulunsun" dediği o topluluk kendine hicret etmeli. İmkanların bittiğini sandığı "bozgun" diye adlandıracağımız bir ruh halinden, gönülleri feth eden bir ruh haline hicret. Günahtan sevaba, kötülükten iyiliğe, alçaktan yüceye, değersizden değerliye, evden sılaya, dünyadan ukbaya hicret.
Hicret; Müslümanların Müslümanca var olma kaygılarını yok etmeye kalkışanlara karşı muhkem ve sarsılmaz bir direniş, bir silkiniş, bir diriliş ruhu geliştirebilmek, bu ruhu her daim canlı ve diri tutabilmek demektir.
Hicret, yalnızca bir yerden başka bir yere göç etmek değildir. Hicret, Allah ve Resulünün rızasını her şeyden üstün tutma idealidir. Hakka yönelmenin ve hakikate sımsıkı bağlanmanın gayretidir. Nefsin gayr-ı meşru istek ve arzularından, şeytanın bitmek bilmeyen vesveselerinden uzaklaşıp salih ameller ve güzel ahlakla dolu bir ömür geçirme azmidir.
Hicret, hata ve günahlardan tövbe edip Yüce Rabbimizin engin rahmet ve mağfiretine sığınma çabasıdır. Haramlardan helallere, kötülüklerden iyiliklere doğru adım atma kararlılığıdır. Peygamber Efendimiz "Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir. Muhacir ise, Allah'ın yasaklarını terk eden kimsedir"buyurarak bu hususa dikkatlerimizi çekmektedir.
Müslümanın hicreti;

15