Bir "Nasılsın", bir "Allah razı olsun" ya da içten söylenmiş bir "Hakkını helal et" sözü, çoğu zaman büyük hediyelerden daha değerlidir. Modern hayat aileyi de bitirdi.
Modern insanın huzursuzluğunu artıran bir başka mesele de hayatın her alanını kontrol etme isteği. Geleceği planlamak, bütün ihtimalleri hesaplamak ve belirsizlikleri ortadan kaldırmak. Oysa hayat, insanın bütün hesaplarına sığmıyor. Tevekkül, insanın tam da bu noktada yükünü hafifletiyor. Tedbiri elden bırakmadan sonucu Allah'a bırakabilmek, insanın her şeyi kendi omuzlarında taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Tevekkül, sorumluluktan kaçmak değil; sorumluluğunu yerine getirdikten sonra insanın gücünün sınırlarını kabul etmesi, Rabbine güvenmesidir. Mümin de kaybeder, üzülür, hastalanır, imtihanlardan geçer. Fakat bütün bunların içinde kendisini sahipsiz hissetmez. Huzursuz toplumda huzurlu yaşar. Tevekkül burada önemli bir dayanak hâline gelir. İnsanın elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakabilmesidir. Bu teslimiyet, huzurlu bir hayatın güvencesidir. Kanaat, şükür ve sabır bu bakımdan yalnızca ahlaki erdemler değil, insanın ruhunu ayakta tutan imkânlardır. Peygamberimizin "Sade hayat imandandır" hadisiyle yaşayanlar da Modernizmin bütün dayatmalarına rağmen huzuru kaybetmez. Kanaat, daha azına razı olmak değil; sahip olduklarının kıymetini bilmektir. Şükür, hayatın eksiklerine değil nimetlerine de bakabilmektir. Sabır ise zorluk karşısında dağılmadan yoluna devam edebilmektir. Modernleşmenin tahribatı ve insanlığın kurtuluş çaresi olan diğer ayet: "Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllere bir uyarı, ruhlara bir şifa, mü'minlere bir hidayet kaynağı, hidayet rehberi ve rahmet, Kur'ân gelmiştir." (10 Yunus 57)
(Âyet dört unsur içerir. İlk ikisi olan "öğüt" ve "şifa" herkesi kapsar. Öğüt düşüncenin, şifa duygunun inşası içindir. "Rehberlik" ve "rahmet" ise, insanoğlu içinden inananları kapsar.)

19