Kaybedenlerden olmayalım! Dünya ve ahiret kazananlardan olalım!
YAŞAR DEĞİRMENCİ
Dünyevileşme, müminler için kanser kadar tehlikeli bir hastalıktır.
'Dünyevileşme hastalığı'nın en önemli sebebi imanda zayıflık ve zafiyettir. Dinde lâubalileşme, lakaytlık, ibadetleri geçiştirme, emir ve nehiylerde vurdumduymazlık, amelsizlik, vs. dinin, gündelik hayattan, ahlaktan, ticari ve sosyal yaşayıştan uzaklaştırılması, öneminin azaltılması, kişinin kendisini dünyanın cazibesine kaptırıp onun esiri olması. Yaşadığı hayat tarzına dini müdahale ettirmeme, tesirini ve yerini azaltma, vicdanda bırakma çağın hastalığıdır.
Vahye ve sünnete dayalı bir hayatı, insanları bir bütün olarak ele alıp, ölçülü ve dengeli bir yaşayışı önceleyen Müslümanların heva ve hevese dayalı bir zihniyetle, refahtan şımarması, menfaat ağırlıklı bir hayatı tercih etmesi, dünyayı da yaşanmaz hale getirmektedir.
Müslümanlar ölümü unuttular, ölümden sonra hesaba çekileceklerini, sorgulanacaklarını, yargılanacaklarını da. Dünyayı, hayatlarının ve hedeflerinin merkezine koydular. Bu durumda olan insan, Allah ile bağını kopardı ve hafıza kaybına uğradı. Bencil, kendisinden başka kimseyi düşünmeyen, özgürlük adı altında her arzu ve isteğini yerine getirmeye çalışan bir yapı meydana geldi.
Ahlâk yoksa, namaz yoksa, haram-helal hassasiyeti yoksa, kul ve kamu hakkı bilinci yoksa, ana-babaya hürmet, eşe nezaket yoksa, dili gıybet ve iftiradan, gözü haramdan, kalbi hasetten, mideyi haksız kazançtan, cebi faizden korumak yoksa, hangi partiden, cemaatten ve tarikattan olursanız olun sonuçta kaybedenlerden olacağınızı asla unutmayın!
Yaşanmayan ve yalnızca ideolojik bir mensubiyete dönüşen bir inancın ne bu dünyada ne de ahirette size hiçbir faydası olamaz.
Kur'an kalbinize etki etmiyorsa, şöyle gönülden bir dua yapamıyorsanız, dinlediğiniz sohbetler ve nasihatler kulaklarınızı aşıp da bir türlü kalbinize ulaşamıyorsa ya ruhunuzu ihmal ediyorsunuz ya da ibadetin ruhunu kaybetmişsiniz demektir.
Tüm korkularınızdan, kaygılarınızdan, endişe ve evhamlarınızdan Allah'a güvenerek kurtulun. Ecelin de rızkın da Allah'ın elinde olduğunu sakın unutmayın ve bilin ki gerçek özgürlük yalnızca âlemlerin rabbi olan Allah'a kulluktur, güvenmektir. Çünkü Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "İnsan kime ümit bağlamışsa ona havale edilir. Ümidini Allah'a bağlayanın işi ise yalnızca Allah'a aittir. İnsana ancak korktukları musallat edilir. Yalnızca Allah'tan korkana ise Allah hiç kimseyi musallat etmez."
Bir iş Allah için yapılmışsa, boşa yapılmış bir iş yoktur, heba edilmiş bir mal yoktur, israf edilmiş bir zaman yoktur, boşa akıtılmış bir damla ter yoktur, boşa konuşulmuş tek bir kelime yoktur. Eğer Allah için olduğuna inanıyorsan kim ne derse desin sen inandığını söyle ve inandığının peşinden git. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
"Allah'a ibadet et ve O'na hiçbir şeyi ortak koşma. Kur'an'ın gittiği tarafa sen de git. Küçük veya büyük olsun, kimden gelirse gelsin hakka yönel. İsterse bu kişi kızdığın ve sana uzak olan biri olsun. Küçük veya büyük kimden gelirse gelsin, batılı reddet. İsterse bu kişi sevdiğin ve akraban olan biri olsun."
Dünyalık koşuşturmaların, siyasi ve ekonomik tartışmaların, geçici gündemlerin size ahireti unutturmasına asla izin vermeyin. Hayırdan hiçbir şeyi küçük görmeyin. Biriktirin çünkü cennet ancak küçük küçük biriktirilir. Bazen az bir sadaka, bazen bir iyiliği tavsiye, bazen bir garibin duası, bazen anne-babaya hürmet, bazen eşe karşı güzel bir ahlâk, hepsi cennet birikimidir. Biriktirin ve yarın için ne gönderdiğinize muhakkak bakın!
Rabbimiz buyuruyor ki:
"Kendiniz için önceden ne hayır gönderirseniz Allah katında onu bulacaksınız." (2/110)
Unutmayın! Her hain bakışın, göğüslerde gizlenen her sırrın, günaha meyleden her duygu kıpırtısının, kalplerde saklanan her hile, plan ve stratejinin hesabının verileceği bir güne ilerliyoruz.

21