İran'ın bombalanması ve düşündürdükleri
YAŞAR DEĞİRMENCİ
İran bombalanırken, ABD ve Batı, Siyonizmin emrinde hareket ederek, Müslüman kanı dökerken zulmün zalimin yaptıklarının algısı neden hakikati, yapılması gerekenleri bastırıyor Bütün bu yapılanlar gündeme oturmuşken cemaatlerin, vakıfların, derneklerin, kanaat önderlerinin, matbuatımızın, edebiyatımızın, eli kalem tutanlarımızın neden ağzını bıçak açmıyorO kadar imkâna, güce ve etkiye rağmen, meydana neden fitneyi körükleyenler egemen Sadece ümmet anlayışı, Müslümanların birbirinin kardeşi olması hakikati bile harekete geçmeye yeterliyken, neden çıkıp cesaretle topluma gerçekler anlatılmıyor
Tek başına mücadele veren Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan yük alınmıyor, yalnız bırakılıyor Hani Allah yoluna, hakikat yoluna can feda idi. Bugün konforundan taviz vermeyenler, yarın canını verir mi Bunları yazarken şu hususları da unutamıyorum.
İran; milyonlarca Sünni kıyımı yaptı. Şiiliği yaymak için özel bütçe ayırdılar. Son dönemde yaptıkları katliam ve zulümler malûm. Bütün bunlara rağmen karşısında Siyonizm'in emrindeki ABD olunca İran'ın yanında bulunmak lâzım. Hilâl-Haç mücadelesinde de hep Hilâlin karşısında olmalarına rağmen, Osmanlı düşmanlığını bırakmamaları da ayrı bir dert.
Zihnimize kazımamız ve uykularımızı kaçırması gereken cümle şu olmalı: Türkler, bu topraklarda yaşayan insanlar ya İslâm'ın bayraktarı olacak ya da yok olacak Allah muhafaza! Zihnimize geçirilen pagan prangaları teker teker kıracağız. İçimizdeki 'tefrika canavarı'nı âcilen durdurma zamanıdır! Allah ve Resulünün gösterdiği yolda yürüme zamanıdır. Allah ve Resulüne dâvet zamanıdır.
Bu yapılanlar, İslâm'a karşı bir savaştır. Dikkatle bakıldığında ve gözlemlendiğinde Hristiyan dünyanın bir bütün olarak, birkaç vicdanlı ülke hariç tutulursa Siyonizm ile emperyalizm savaşından yana olduğu görülmektedir.
Müslümanlar korkaklıklarından, ayak bağlarından, saltanatlarını koruma kaygılarından Haçlı zihniyetine tam anlamıyla teslim olmuşlardır. Müslüman her an ve durum için duyarlı, dikkatli olmak durumunda. Umudunu yitirme diye bir şey söz konusu değildir, olmamalı.
Emperyalist ülkelerin başlıca sorunu bu büyük saldırıda ekonomilerinin ciddî anlamda tahrip olduğu, olacağı görülüyor. Müslüman yöneticilerin bu kadar korkuya kapılmaları, dağınıklarından ve başsızlıklarından kaynaklanıyor. (Hilafetin kaldırılarak Müslümanların başsız kalması, o günün kutlanacak günler listesine alınması tarihimizin nasıl yazıldığının ibretlik görüntüsü.) Kimi girişimler bile emperyalizmi bir anlamda tedirgin ediyor. Emperyalizm ve Siyonizm'den taraf olmama ya da sessiz kalmak bile onlar açısından sorun olur. Bu savaş bir kez daha şunu gösterdi. Müslümanlar kendi topraklarını emperyalizme kapatsalar, üslerine fırsat vermeseler Müslümanlara hiçbir şey yapamayacaklar. İlk amaçları Müslümanları birbirine düşürmektir.
İran'da Türkleri ayrıştırma düşüncesi pek de tutmadı. Ülke nüfusunun üçte biri Azeri Türk'ü. Cumhurbaşkanı Türk, Ali Hamaney Azeri Türk'üydü. Halk kendi ülkesine sahip çıkıyor. Azerbaycan'ın İsrail yanlısı tutum içinde olması tam bir rezalet!
Bugün İslam coğrafyasında en tehlikeli fitnelerden biri, Şii–Sünni ayrımının yeniden kaşınmasıdır. Bu ayrım üzerinden yapılanlar; yalnızca kalplerimizi yaralamıyor, aynı zamanda ümmetin zayıflamasını bekleyen güçlerin ekmeğine yağ sürüyor. Kardeşliğimizi tartışma konusu yapmak, düşmanlarımızın en çok arzuladığı şeydir. Kur'an-ı Kerim'de: "Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın; parçalanıp ayrılmayın." (Âl-i İmran, 103) Allah'ın ipi; mezhep değildir, hizip ve etnik kimlik değildir. Allah'ın ipi vahiydir, Kur'an'dır, Resûlullah'ın sünnetidir. Aynı kelime-i şehadeti söyleyen, aynı kıbleye dönen, aynı Kitab'a iman eden bir topluluğun; tarihi ihtilafları bugünün kavgasına dönüştürmesi, ilahi ikaza kulak tıkamaktır.

6