"Elhamdülillah Müslümanım" diyenler, imanını gözden geçirsinler!

"Elhamdülillah Müslümanım" diyenler, imanını gözden geçirsinler!

Yaşar Değirmenci

Gitgide kendi değerlerinden/mukaddeslerinden uzak, gücün ve güçlü'nün zorbalıkla sözünü dinlettiği bir dünyada; zulmün, ahlaksızlığın, güvensizliğin yayıldığı bir 'cinnet toplumu'nun oluşturulduğu karanlıklardan ancak bir Peygamberî solukla, vahyin inşa ettiği insanla aydınlığa çıkabiliriz.

Bugün modern dünya gırtlağına kadar günaha batmış durumda, bu zemin ve bu zamanda kim, ne kadar temiz kalabiliyor bilemiyorum. Kimse içinde bulunduğu ortama, işleyegeldiği olumsuzluklara bakma niyetinde değil. Kendini onarma, olgunlaşma arayışında değil. Öyle ki "umre" onarma, düzelme, düzeltme olduğu halde yaşanmayınca yaşatılmayınca gidiş dönüş arasında bir farklılık, bir farkındalık da olmuyorsa "nefsin emrindeyiz" demektir.

Kerameti kendinden menkul olanların kimseye tahammülü yok. Kendini eleştiriye, uyarıya, nasihate kapatmış. Ne günahını itiraf ne de af dilemek var. Ciddi bir Yahudileşme temayülü altındayız. Her Gazze meselesi gündeme geldiğinde; duyan fakat işitmeyen kulağımız, mekanikleşen duyarlılığını kaybeden bünyemiz sebebiyle hayatı durdurmayan ezan ve Rabbimizin davetine icabet etmeyen millet/ümmet, Gazze'de katliam yapan İsrail'e destek veren şirketlere karşı başlatılan boykottan alamadığımız sonuçla "inandığı gibi yaşamayan, yaşadığı gibi inanan" bir yapının içindeyiz. Kendi dünyamızda günahlarımızla yaşadığımız gibi. Hani şu, sürekli kendilerini temize çıkaran, üstün ırk gören, kurtuluşa ermiş sanan Yahudi zihniyeti var ya topluma sinsice siniyor ve bir salgın gibi yayılıyor.

Soframız, tezgâhımız, dergâhımız, derneğimiz, sanalımız, sanatımız, kültürümüz, okulumuz, kışlamız, kampüsümüz, kamusal alanımız, siyasetimiz kirleniyor kirletiliyor. Kötülük, yanlışlık, harama, faize dikkat etmeme kat sayısı artarken, ahlaksızlık dibe vururken biz yine de bir şekilde kendimizi temize çıkarabiliyoruz.

İnsan, açıkça put yapmasa da hayatını yöneten şeyleri ilahlaştırır. Bugünün putları taştan değil; konfordan, güvenceden, statüden ve suskunluktan yapılmıştır. Konforu ilah edinenler secdeyi Allah'a yapar ama hayatı konfora göre düzenler. İman, vicdanda amelsiz bekliyor. Dünya ise merkezde. Dünyevileşmek, konforu kutsamak. Bedel ödememek için susmak. Ticaret zarar görmesin diye zalime dokunmamak. Koltuk sarsılmasın diye hakikati eğip bükmek. İşte bu, modern putperestliktir.

Bugün iman, çoğu zaman "bireysel alan"a hapsedildi. Cami var ama cemaat yok. Dua var ama duruş yok. Kur'an-ı Kerim, "İnsanlar, 'İman ettik' demekle bırakılacaklarını mı sandılar" (29 Ankebût, 2) diye sorar. İmtihan tam da burada başlar: Konfor mu, kulluk mu

Peygamberimiz uyarır: "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." Ama konforu ilah edinenler, suskunluğu "hikmet", korkuyu "akıl", kaçışı "tedbir" diye pazarlamayı iyi bilir. Oysa Allah katında bunların adı nettir: zaaf.

Allah, sevgi sıralamasını bozan bir toplumu hemen helak etmeyebilir; ama onu etkisizleştirir. Çok olur, ağırlığı olmaz. Ses çıkarır, yankısı olmaz. Çünkü Allah, konforunu ilah edinenlere hidayeti lütfetmez. Bugün Gazze'de, mazlum coğrafyalarda, hatta kendi mahallemizde yaşanan adaletsizlikler karşısında rahatsız olmayan bir kalp varsa, orada iman değil alışkanlık vardır. Çünkü iman rahatsız eder, yerinden eder, risk aldırır.

Konfor, bir nimetken ilah olursa felakete dönüşür. Allah'a secde edip konfora itaat edenler, farkında olmadan iki ilah edinmiş olurlar. Kur'an ise bu ikiliği reddeder. Ya Allah merkezdedir ya da dünya. Ortası yoktur.