Dinimizin ahlaki hükümlerini hayata hakim kılalım!

Bu sebeple Allah'a bağlı, anne babasına sadık ve insanlığa faydalı evlatlar yetiştirmek ebeveynlerin öncelikli sorumluluğudur. Bütün bunlar da hadis-i şeriflerde zikredilen "güzel ahlaklı bir nesil" yetiştirmektir. Peygamber Efendimizin ahlâkını hayata hâkim kılmaktır. Ahlakın gücünü her hâl ve şartta topluma yerleştirmektir.

Bilgiler üzerine yoğunlaşmış okumalar, müzakereler, insanın kendi kardeşlerine bile tepeden baktığı, onları kurtarılması gereken zavallılar olarak gördüğü bir gözlük giydirebilir. Bundan kaçınmalıdır. Bireyleri ve toplumu zihin işgalinden kurtarmadan ahlâkî yapıyı sistemi kabullendiremeyiz.

Peygamberimiz "Faydası olmayan ilimden Allah'a sığınmıştır." Böyle bir bilgilenmenin insanımızı götüreceği yer, dinimizin istediği yer olmaz.

İyi amelleri gözümüzde büyütürken, defterlerimizdeki günahları unutma halimiz şımarmaya götürebilir. Tevbe edip, terk ettiğimiz günahlardan ötürü bir kenara çekilmemiz gerekmediği gibi, onların etkisinin tamamen yok olduğunu varsayan bir anlayışla dolaşmak da doğru değildir. Mü'min, umutla korku arasında, tevazu ile izzetin birleştiği yerde durmalıdır.

Dini, olduğundan eksik yaşamakla, olduğundan fazla yaşamak arasında aşırılık bakımından fark yoktur. Daha iyi Müslümanlık iddiası ile sünnetin de ilerisinde işler yapmak hadis ve sünnetin dışında yaşamaktır. Aile ortamında, iş çevresinde, ibadet zemininde, hizmet çalışmalarında dengeyi sarsan ilaveler kabul edilemez. İyi niyetli ve güzel görüntülü olması, sünnete ittibadan daha önemli değildir.

Kendi çocuklarını başkalarına karşı eziklik içinde bırakan, aile efradının nelerin tesiri altında kaldığına dikkat edemeyecek kadar ev ortamından uzak kalan bir mü'minin insanlığı kurtarmak gibi bir çalışması iddiada kalır. İddianın ispatı; salih ameller, güzel ahlak kapsamına giren amellerdir.

Zira 'yakın akrabalardan başla' talimatı ilk inen ayetlerdendir. Adı aşırılık olarak anılabilecek her şey çizgi dışı görülmelidir. Eve kapanıp kalmakla, eve uğramamak aynı neticeye sürükler.Mümin faal,müteşebbis, gayretli ve Allah'ın Rızası'nın amellerini işleme gayreti gösterir. Yorulmaz, bıkmaz, usanmaz "korkuyla ümit" arasında yaşar.

Aşırılık veya normallik sadece sünneti seniyyeye ve ashabın uygulamalarına göredeğerlendirilir.Ölçü ve dengemiz Ayet ve hadisler ışığında, rehberliğinde olmaktır.

Sünnet, istikamettir.Dinde aşırılık olarak yorumlanabilecek sıkıntılardan biri de tartışmalarda derinliğe inmektir. Din hakkında ve din etrafında yapılan tartışmalarla nefislerin tatmin edilmesi, en iyimser ifadeyle dinin ihtiraslara alet edilmesidir. Nefsimizin tatmin edilmesiyle, davamızın üstün çıkması arasında hiçbir bağlantı olmadığı halde, davayı hedefe koyup nefsi tatmin etmeyi, Allah'tan korkulması gereken bir hata olarak görmeliyiz.

Allah'ın dini İslam, hayatın bütün yönlerini kuşatan bir dindir.Onu sadece bir pencereden izlemek, izleyeni yorabilir. Gelişmeler karşısında çaresizlik hissine kaydırabilir.

Dini, bir şahsın düşünceleriyle, Kur'an dışında bir tek kitapla daraltmak, dava mensupları için kendi önünü tıkatmak, yolunu daraltmak gibidir.Ümmetin büyüklerinin birikiminden faydalanmakla, onları tek tercih haline getirmek arasında önemli farklar vardır.

Dar bakmanın bir başka şekli de Allah'ın kulları üzerindeki kurallarını bilmemek, Sünnetullahı yok saymaktır.Sapmanın, sapkınlığın başlangıcı; Sünnetin iptali, hadis-i şeriflerin tartışılması, ilim meclislerinin meselelerinin ayağa düşmesidir.

Düşman olarak sadece, silahını mü'mine çevirmiş olan ve 'kâfir' olarak adlandırılanları bilmek ciddi bir dar bakış örneğidir. İnsanın kendi evinden, yakınlarından, ortaklarından gelebilecek şu veya bu isimli saldırılara hazır olmaması, bir gün hazırlıksız yakalanma olarak adlandırılabilecek yıkımla sonuçlanabilir.Gelişigüzel, plansız, programsız yatırımlar, yüzeysel ve günübirlik politikalar cemaatte tıkanmalara ve bu tıkanmaların sonucunda da bıkkınlığa sebep olabilir.