İster inanın ister inanmayın, 2002 yılından bu yana Türkiye ekonomisi sadece bir yıl hariç hep büyüdü. O bir yıl da 2008 yılında küresel ekonomideki konut piyasası çöküşünün etkisi ile küçülme yüzde 4.8 olarak gerçekleşti.
Biliyorum size hiç gerçekçi gelmiyor ama bize sunulan ekonomik büyüme verileri bunları söylüyor. Bir ekonomist çıkıp da bu nasıl olur, tüm koşullar mükemmel olsa bile hemen her ülke 4-5 yılda bir iş döngüsünden olumsuz etkilenir ve bu ise ekonomik daralmayla sonuçlanır demiyor.
Bu konuda analiz yapmıyor kimse...
Tüm ülke ekonomileri doğal büyüme oranları ne olursa olsun bazı zamanlarda küçülür. Bu çoğu zaman ulusal diğer hallerde ise dışsal faktörlere bağlıdır.
Bizim gibi ülkelerde ise finansal akımların etkisiyle ekonomik büyümenin yönü ve boyutu değişir, verilerin oynaklığı artar.
2024 yılının üçüncü çeyreğinin ulusal gelir hesapları iki gün önce açıklandı.
Yıllık bazda yine büyüme ekonomik gerçeklerin dışına çıkarak yukarı yönlü olurken son iki çeyrekteki makyajlı küçülmeyi görmek olası. Türkiye ekonomisi son 12 ayda yüzde 2.1 büyürken ikinci ve üçüncü çeyrekte art arda yüzde 0.2 küçülmüş gözüküyor.
BÜYÜME EKONOMİK GERÇEKLERE UYMUYOREkonomik büyümeyi çok yönlü tartışmak, diğer ekonomik verilerle bağdaşıp bağdaşmadığını ortaya koymak zor değildir.
Son sözü ilk başta söyleyelim: Sermaye birikiminin hemen hiç artmadığı, işsizliğin iki haneli olduğu bir ekonomide bu büyüme verilerine ulaşmak olanaksızdır.
Gerçi oranların pozitif tarafta olmasına rağmen yüzde 2'lerde gezmesi bile ülkenin potansiyeli olan yüzde 6'ların çok altında kalması nedeniyle işsizliği artıran bir gerçek olarak karşımıza çıkar. Bırakın artışı, ülke işsizlik oranlarındaki düşüşü ayrı bir heyecanla izliyoruz. Bu kısa örnek bile ekonomik verilerin uyumsuzluğunun belki de en önemli kanıtı olmaktadır.
Verilerdeki uyumsuzluğun ikinci ve en önemli göstergesi ise büyümenin fakirleştiren türüdür. Literatürde de fakirleştiren büyüme adıyla anılan olguya göre ekonomik büyümenin özellikle uluslararası ticarete dayalı gelişimi sürecinde, ticarete açık ve kapalı sektörlerde çalışanların ücretlerinde ortaya çıkan farklılıklardan kaynaklanan nedenlerden dolayı genel bir göreceli fakirliğin varlığı gözlemlenir.
Halkın fakirleştiği süreçte büyümenin yukarılarda oluşması rasyonel ekonomilerde olağan bir durum olarak algılanabilir ama ülkemizdeki fakirleştiren büyüme bu sınıflandırmaya girmemektedir.
Ülkemizde açıkça olan ekonomik küçülmeyi büyüme olarak gösteren istatistik kurumunun marifetiyle yapılan bir tür veri manipülasyonudur. Bu esasında ekonomik küçülme ve gelir dağılımındaki bozulmanın el ele vermiş halinin bir yansımasıdır.

128