Emekli

alışma hayatları boyunca ödedikleri prim ve vergiler karşılığında, üretim sürecinden çekildikten sonra ekonomik anlamıyla ertelenmiş gelir elde eden kişilerdir emekliler.

Verimliliğe göre olmayan, sabit nominal değerler üzerinden bu ertelenmiş gelirlerini alırlar. Emeklilikleri ile beraber onların işgücü piyasasından tamamen çıkmaları beklenir, rasyonel olarak.

Enflasyona karşı en kırılgan grupların başında gelirler. Konumları itibarıyla gelir esneklikleri düşüktür.

Gelişmiş ülkelerde doğal olarak böyle bir sıkıntı ile karşılaşmazlar. Zaten düşük olan enflasyonla kaybedilen alım gücü, yaşam kalitesine göre ayarlamaları politikaları ile fazlasıyla yerine konur oralarda.

Ülkemizde hep sıkıntılıdır bu grup. Gelirleri kurumsal olarak belirlenmiştir. Aylıkları ve sosyal transferler karar vericilerin belirlediği bir kapsamda piyasa koşullarına anında uyum göstermez.

Gelirleri ya piyasa koşullarına endeksli değildir ya da gecikmeli endekslenir. Enflasyon veya büyüme şokları karşısında reel gelir ayarlaması oldukça zaman alır ve tüketim tarafında ekonomik (artık) değer kaybına uğrarlar.

Ücret pazarlığında piyasa kuvvetleri ve bunun sonucu olarak kaybettikleri yaşam kalitesini mesai ile yerine koyma olanakları yoktur. Sektör değişimi ve verimlilik gibi ücret yapısını etkileyen esnekliğe sahip değildirler.

Dahası ücret pazarlığındaki rolleri hemen hemen hiç yoktur.

Finansal piyasalarda yatırımları ya çok küçüktür ya da hiç yoktur. Varsa bile hacim olarak küçüktür ve piyasa oynaklığına açıktır.

alışma hayatındaki tasarrufların çoğu bir ev edinimine gitmiş, ertelenmiş gelirlerine katkı nerdeyse sıfırlanmıştır.

Tüm bu nedenlerle emeklilerin toplam geliri, ekonomik konjonktürdeki değişimlere karşı düşük duyarlılık (düşük gelir elastikiyeti) gösterir.

Sadece talep tarafında değil, arz yönünde de esneklikleri yok denecek kadar azdır. Emeklerini piyasaya sunma alanları dardır. Yani işgücüne tekrar katılımları düşüktür. Gelirleri piyasa ücret trendine doğrudan bağımlı değildir. Onların tüketim sepetindeki harcamaları gıda, sağlık ve konut gibi zorunlu ürünlere kayar.

Tecrübe ettikleri enflasyon fiili olandan çok daha yüksektir.

Fiyatı artan temel mallardan daha ucuz alternatiflere kaçış olanakları sınırlıdır. Yani ürün ikame esneklikleri oldukça düşüktür. Bu haliyle enflasyon, sabit gelirli kesimden fiyatlama gücü olana bir servet transferi aktarım mekanizması yaratır, uzun süreli de olursa emeklilerin tüketimi kısmasına, sağlık ve beslenme gibi alanlarda refah kaybına yol açar. Açıkçası, yüksek ve sürekli enflasyon ortamlarında en kırılgan, en pasif grubu oluştururlar.

***

Buraya kadar verdiğimiz genel fotoğrafın ayrıntıları ülkemizde son yıllarda ekonomi laboratuvarlarında incelenmesi gereken özellikler barındırmaktadır.

Ülkemizde emeklilerin yaşadığı sorun, sadece düşük maaş değil, ölçüm yoluyla yoksullaştırmadır.

Bastırılmış sahte enflasyon ortamında tecrübe edilen yaşam maliyeti gerçeği kapsamında emeklilik ülkemizde bir