"Yeryüzü iki kimseye çok hayret eder!"

Yeryüzü; ölümden gâfil olana ve bir karış toprak için kardeşi ile hasım olana çok şaşar!

Ebû Abdullah Nişaburî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Horasan'da Nişabur'da doğdu. 848 (H.234) senesinde vefât etti. Süfyân bin Uyeyne, Yahyâ bin Muâz ve başka gönül sultanı ehil zâtların sohbetlerinde bulunarak ilim öğrenip olgunlaştı.

Kendisine, sâlihâ kadından suâl edilince, buyurdu ki: "Beş vakit namazını kılan, efendisine (kocasına) itâat eden, her işinde Allahü teâlânın rızâsını gözeten, insanları gıybetle çekiştirip dedikodu yapmaktan, koğuculuktan dilini koruyan, kanâat sâhibi olup dünyâ malına meyletmeyen ve musîbetlere karşı sabreden bir kadın, hakîkaten çok iyi bir kadındır."

Gıybet hakkında sorulduğunda; "Bana kim düşmanlık yapıyor, kim beni gıybet ediyor ve hakkımda kötü söylüyor, keşke bilsem de ona altın ve gümüş göndersem. Benim işimde çalışarak kazandığı sevapları benim defterime geçirdiğine göre benim paramdan harcasın" buyurdu.

Gönlü dünyâya bağlamamak hakkında da; "Dünyânın sizi kandırıp evvelkileri düşürdüğü belâya sizi de düşürmemesi için izzet ve celâl sâhibi Allahü teâlâdan gücünüz yettiği kadar korkun. Bildiğinizle amel edin ve dikkatli olun" buyurdu.

Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki:

"Bizlere ne kadar şaşılır ve hayret edilir ki, gölge denilince hemen güneşin varlığı aklımıza gelir de, cennet denilince akla cehennemin geleceği, ondan korunmak çâreleri düşünülmez ve ondan gâfil oluruz."

"Bir kimsenin, evlenip kırk yaşına geldiği, saçına ak düştüğü, hacca gidip Beytullah'ı ziyâret ettiği hâlde, hâlâ aklını başına toplamaması, vakitlerini oyun ve günah olan şeylerle geçirmesi ne kadar çirkindir."