Ümmetin en merhametlisi Hazreti Ebû Bekir'dir...

Sahabe değeri bir kişinin fiziksel görünüşüyle mi, yoksa kalbinin derinliğiyle mi ölçülmeli?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Metin, Peygamber'in ashabının tüm ümmet üzerinde seçkinlik taşıdığını, aralarında da hiyerarşi olduğunu (Halifeler, Bedr gazısı, Uhud gazısı vb.) belirtir. Bu sıralamayı Alâeddin Semerkandî'nin tefsir eserinden aktararak, imanın ve fedakarlığın mertebelendirilebileceği fikrini sunar. Ancak sahabenin içinde bu kadar detaylı bir rütbelendirme yapmanın, gerçekte insanları Allahın gözünde ölçülebilir kategorilere bölme işi değil midir?

Eshâb-ı kirâmın her biri, bu ümmetin hepsinden dahâ üstündürler.

Alâeddin Ali Semerkandî fıkıh ve tefsir âlimlerindendir. 705-706 (m.1306)'da Semerkand'da doğdu. Mâverâünnehir'den Orta Anadolu'ya göç etti ve Lârende (Karaman) kasabasına yerleşti. Vefatına kadar burada yaşadı; hicri 860 yılında 150 yaşlarında iken yine burada vefat ettiği için "Karamânî" nisbesiyle de anıldı. Burada "Şeyh Ali Sultan" diye meşhur olmuştur. Çok kitap yazdı. Bunlardan "Bahr-ül-ulûm" kitabında şöyle buyuruyor:

Âlimlerin çoğuna göre, kadın veya erkek, çocuk veyâ büyük bir Müslüman, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimizi çok az da olsa, bir kere görürse, kör olan, bir kere konuşursa ve îmân ile vefât ederse, buna sahâbî, hepsine Eshâb denir. Peygamberlerden ve meleklerin üstünlerinden sonra, bütün yaratılmışların en üstünü, Eshâb-ı kirâmdır (aleyhimürrıdvân). Eshâb-ı kirâmın her biri, bu ümmetin hepsinden dahâ üstündürler. Eshâb-ı kirâmın en üstünleri, Resûlullahın dört halîfesidir. Bunlardan sonra en üstünleri, Aşere-i mübeşşereden, yanî Cennet ile müjdelenmiş olan on kişiden geri kalan altısı ile hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyin'dir. Bunlardan sonra en üstünleri bu oniki kişiden başka, Bedr gazâsında bulunan 313 Sahâbîdir. Bunlardan sonra üstün olan, Uhud gazâsında bulunan 700 kahramandır. Bunlardan sonra üstün olan hicretin altıncı senesinde, ağaç altında Resûlullaha, "Ölmek var, dönmek yok" diye söz veren 1400 kişidir. Bu sözleşmeğe "Bî'at-ı Rıdvân" denir. Bundan sonra diğer Muhacirîn (Mekke'den Medine'ye hicret eden Müslümanlar), sonra Ensâr (Muhacirlere yardımcı olan Medine yerlisi Müslümanlar), sonra diğer sahâbileridir. Bazıları hadislerle övülmüştür: