İlim sâhiplerinin kıymeti Allah katında yüksektir!

İlim öğrenenlere meleklerin kanat gerdikleri söylenen Osmanlı âliminin nasihatlerinde ilmin insan hayatını dönüştürdüğü vurgulanıyor; ama anlamayan birinin bile yedi faydası varsa, hiç anlamayan çoğunluğun saadeti neden garantilenmemiş?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Osmanlı âlimi Ziyâüddîn Ahıskavî Efendi, ilim ve ilim tâliplerinin insanlar arasında ve ilahi katında ne kadar kıymetli olduğunu vurgulayan sohbetlerinde, ilim meclisine oturmanın bir şey anlayamayan kişi için dahi yedi ruhsal faydası bulunduğunu belirtmektedir. Yazı, ilim tâlibinin sadece bilgi kazanmakla kalmayıp, meleklerin dua ettiği, kalbi kırılmışlara yakın olan Allah'ın tazim ettiği bir konuma ulaşacağını iddia etmektedir. Ancak böyle yüce değerleri taşıyan ilim tâlibinin günümüzde toplumda hala azınlıkta oluşu, bu iddialarla gerçeklik arasında ne kadar uzaklık olduğunu göstermez mi?

Hadîs-i şerîfte buyruldu ki: "Melekler ilim tâlibine, ondan râzı oldukları için kanatlarını gererler."

Ziyâüddîn Ahıskavî Efendi Osmanlı âlim ve velîlerinden olup 1733 (H. 1146) senesinde şimdi Gürcistan'da olan Ahıska'da dünyâya geldi. Babasının vefâtından sonra Kars'a, Erzurum'a, sonra Diyarbakır'a gitti. Oradaki âlimlerden, çeşitli ilimlerini okuyup icâzet aldı. Sonra Mısır'a giden Ziyâüddîn Efendi tahsîlini tamamladıktan sonra, İstanbul'a geldi. Bir taraftan ilim öğretmeye, bir taraftan da kıymetli ve faydalı eserler telif etmeye başladı. 1813 (H. 1228) senesinde Üsküdar'da vefât etti.

Sohbetlerinde şöyle buyururdu: "İlim ve ilim sâhiplerinin kadri ve kıymeti Allahü teâlânın katında yüksektir. İnsanlar arasında ise şerefi büyüktür. İnsan ve cinlerin tabiatında olanlara hürmet yerleştirilmiştir. İlim, insanları cehâletten irfân derecesine ulaştırır. Ebedî saâdete ve devlete kavuşmakta sağlam bir ip, Cehennem'e düşmekten kurtulmakta güvenilir bir vâsıtadır. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: (Allahü teâlâdan kullar içinde ancak âlimler korkar.)" [Fâtır sûresi: 28]

Hadîs-i şerîflerde buyruldu ki: "Melekler ilim tâlibine, ondan râzı oldukları için kanatlarını gererler."

"Sudaki balıklara kadar gökdekiler ve yerdekiler âlim için istiğfar ederler (onun günahlarının bağışlanmasını isterler)."

"Âlimin âbide üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir."

Fıkıh âlimi Ebü'l-Leys Semerkandî buyurdu ki: "Âlimle berâber oturup, onun anlattıklarından bir şey hâtırında tutamayan kimse için böyle olmasına rağmen yedi fayda vardır: 1. İlim öğrenenlerin fazîletine kavuşur. 2. Âlimin meclisinde bulunduğu müddetçe günahlardan korunmuş olur. 3. Evinden ilim öğrenmek için çıktığı zaman üzerine rahmet iner. 4. İlim meclisine oturduğunda meclise inen rahmetten o da nasibini alır. 5. Orada anlatılanları dinledikçe, kendisine sevap yazılır. 6. Dersi dinler de anlayamadığı zaman üzülür, gamlanır, kalbi kırık olur. Bu hâli Allahü teâlânın hadîs-i kutsîde; (Ben, benim için kalbi kırık olanların yanındayım) buyurduklarından olmasına vesîle olur. 7. Âlimin üstün, fâsıkın, günâh işleyenlerin aşağı tutulduğunu görüp kalbini fısktan, günâh ve kötü şeylerden çevirir. Bunun içindir ki, Resûlullah Efendimiz sâlihlerle, iyi kimselerle berâber olmayı emretmiştir."