Din bilgileri, dünyâda ve âhırette huzûru, saadeti kazandıran bilgilerdir.
İbn-i Münâvî hazretleri âlim ve evliyânın büyüklerindendir. Câmi'-us-Sagîr adlı eseri açıklayan büyük âlim Münâvî'nin oğludur. O da babası gibi âlimdi. Zamanındaki meşhur âlimlerin derslerine devam etti. Bütün hocaları kendilerinden rivâyette bulunmaya onu salâhiyetli kılıp icâzet verdiler. 1613 (H.1022) senesinde Mısır'da vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Bu sekiz ilimden, kelâm, fıkıh ve ahlâk bilgilerini lüzûmu kadar öğrenmek ve çoluk çocuğuna öğretmek, her Müslümâna "Farz-ı ayn"dır. Öğrenmeyenler ve çoluk çocuğuna öğretmeyenler büyük günâh işlemiş olur. Öğrenmeye lüzûm görmeyen, ehemmiyet vermeyen ise, kâfir olur, îmânı gider. Bu üç ilmin lüzûmundan fazlasını ve öteki beş yüksek din bilgisini ve ulûm-i akliyyeyi öğrenmek "Farz-ı kifâye"dir. Kur'ân-ı kerîmden bir miktar ezberledikden sonra, fıkıh öğrenmek lâzımdır. Çünkü Kur'ân-ı kerîmin hepsini ezberlemek farz-ı kifâyedir. Lâzım olan fıkıh bilgilerini öğrenmek ise, farz-ı ayndır. Muhammed bin Hasen Şeybânî "rahmetullahi teâlâ aleyh" buyurdu ki:Her Müslümânın harâmları, helalleri bildiren iki yüz bin fıkıh bilgisini öğrenmesi lâzımdır. Farzlardan sonra ibâdetlerin en kıymetlisi, ilim ve fıkıh öğrenmektir.

154