Gönlün mâmur edilmesi usta ve mîmâr ile olmaz. Ancak Allahü teâlânın lütfu ile olur.
Celvetî Abdülhay Efendi Anadolu'da yetişen evliyâdandır. Edirne'de doğdu. Babası Celvetiyye tarîkatı şeyhlerinden Saçlu İbrâhim Efendidir. Abdülhay Efendi, babasının yanında yetişti. Celvetiyye tarîkatını da öğrenerek babasından hilâfet aldı. İstanbul'da Eminönü Yeni Câmi vâizliğine getirildi. Sonra Üsküdar'da Aziz Mahmûd Hüdâî Tekkesine şeyh olarak tâyin edildi. 1705 (H.1117)'de orada vefât etti.
Bu mübarek zat, bir sohbetinde kalb (gönül) hakkında şöyle buyurmaktadır: Hadîs-i kudsîde buyruldu ki: "Ben yere göğe sığmam. Fakat haramlardan sakınan temiz mümin kulumun kalbine sığarım." Allahü teâlâ nefs ile sır makâmı arasında bir kalb (gönül) şehri yaratmıştır. Bu şehir dâimâ mâmur olmak ister. Gönlün mâmur edilmesi usta ve mîmâr ile olmaz. Ancak Allahü teâlânın lütfu ile olur. Hacı Bayrâm-ı Velî hazretleri, talebelerine; "Kalp şehrinizi mâmur ediniz. Allah adamlarının sözlerini dinleyiniz. İlim öğreniniz" buyurmuştur. Yine Aziz Mahmûd Hüdâî hazretleri; "Talebe Allahü teâlânın rızâsını kazanmakta gayretli olmalı, taş gibi katı olan kalpleri rehber olan zâtın terbiyesinde yumuşatmalıdır. Kalbi yumuşayınca, bu hâlini hocasına arz edip, onun tavsiyeleri, yol göstermesi ile önündeki yollardan engeller kalkar ve matlubuna, maksûduna kavuşur. Îmân-ı kâmil (olgun insan) olur" buyurdu.
Başka bir sohbetinde de şunları anlattı: Evliyânın, öldükten sonra da kerâmet sâhibi olduklarını fıkıh kitapları da bildirmektedir. Hanefî mezhebinde kabir üzerine basmak, oturmak, orada uyumak, abdest bozmak mekrûhtur. Çünkü bunlar ihânet, hakaret etmektir. Hadîs-i şerîfte; "Kabir üzerine basmaktansa, ateşe basmayı tercih ederim" buyuruldu. Bu sözler, insana öldükten sonra da saygı göstermek lâzım olduğunu bildiriyor. Yani dînimiz, ölülerin muhterem olduklarını bildiriyor.

8