"Dünyâ keder, âhiret isemükâfat yeridir"

"Kalbimde Allahü teâlânın sevgisi, muhabbeti yerleştikten sonra başıma gelen şeylere aldırmam."

Âmir bin Abdullah hazretleri Tâbiînin meşhurlarındandır. 674 (H.55) senesinde Kudüs'te vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan hazret-i Ömer'i, hazret-i Osman'ı ve Abdullah bin Mes'ûd (radıyallahü anhüm) gibi büyükleri gördü. Hazret-i Ömer'den ve Selmân-ı Fârisî'den (radıyallahü anhümâ) hadîs-i şerîf rivâyet etti.

Bir ibriği vardı. Abdest almak isteyince ibrikten su akardı. Acıkınca da aynı ibrikten süt akardı. "Dünyâda gam ve kederler var. Âhirette ise hesap ve Cehennem var! İnsan nasıl rahat ve ferahlık içinde olabilir! Mal, kadın, uyku ve yemek dünyâ lezzetleridir. İlk ikisine ihtiyâcım yok, uyku ve yemeğe gelince onları da gayretimle yenmeye çalışacağım" buyururdu...

Vefâtına sebep olan hastalığa tutulduğu zaman; "Niçin ağlıyorsun, ölümden mi korkuyorsun" dediler. "Benden daha çok ağlamaya lâyık kim var Dünyâ hırsıyla veya ölüm korkusuyla ağlamıyorum. Fakat yolun uzunluğundan ve azığın azlığından ağlıyorum. Gecelerimi hep Cennet'e kavuşma ümidiyle ve Cehennem'e düşme korkusuyla geçirdim. Şimdi hangisine gideceğimi bilmiyorum! Sıcak günlerde oruç tutmaktan, uzun gecelerde namaz kılmaktan mahrum kalacağım için ağlıyorum. Çünkü dünyâ, kederler, üzüntüler yeridir. Âhiret ise, cezâ ve mükâfat yeridir."

Buyurdu ki: "Kalbimde Allahü teâlânın sevgisi, muhabbeti yerleştikten sonra başıma gelen şeylere aldırmam. Bu muhabbet olduktan sonra günüm nasıl geçerse geçsin, nasıl sabahlarsam sabahlayayım umurumda değil!.."

Duâ isteyen birine; "Allahü teâlâya itâat et, emirlerine uy, sonra duâ et, kabûl eder" dedi.