"Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan duâ, o belâ gelirken korur."
Karahisârlı Kara Hoca Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Asıl ismi Ali'dir. Afyonkarahisar'da doğdu. 1397 (H.800)'de İznik'te vefât etti. İlk tahsîlini memleketi olan Karahisar'da yaptı. Hadîs-i şerîf, tefsîr ve fıkıh ilimlerinde yükseldi. Cemâleddîn Aksarâyî'den tasavvuf marifetlerini öğrendi. Tahsilini tamamlayıp, memleketine döndü. Osmanlı Sultanı Orhan Gâzi tarafından kendisine İznik'teki bir câmide hatîblik vazifesi verildi. Daha sonra İznik Medresesi Müderrisi oldu.
Bu mübarek zat, bir dersinde şunları anlattı:
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: "Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan duâ, o belâ gelirken korur." Duânın belâyı defetmesi de, kaza ve kaderdendir. Kalkan, oka siper olduğu gibi, duâ da, Allahü teâlânın merhametinin gelmesine sebeptir. Bir hadîs-i şerîfte; "Kazâ-i muallakı, hiçbir şey değiştiremez. Yalnız duâ değiştirir ve ömrü, yalnız, ihsân, iyilik arttırır" buyuruldu. Allahü teâlânın takdîrinin, yanî kaderin, Levh-i mahfûzda yazılması kazadır. Bir kimseye takdîr edilen belâ kazâ-i muallak ise, yani, o kimsenin duâ etmesi de takdîr edilmiş ise, duâ eder, kabûl olunca, belâyı önler. "Ecel-i kazâ"yı da, iyilik etmek geciktirir. Fakat, "Ecel-i müsemmâ" değişmez. Ecel-i kaza denilen; meselâ bir kimse, eğer iyi iş yapar, yahut sadaka verir, hac ederse ömrü altmış sene, bunları yapmazsa kırk sene diye takdîr edilmesi gibidir. Vakit tamam olunca, eceli bir an gecikmez...
Birinin üç gün ömrü kalmış iken, akrabasını Allah rızâsı için ziyâret etmesi ile, ömrü otuz seneye uzar. Otuz yıl ömrü olan kimse de, akrabasını terk ettiği için, ömrü üç güne iner. Takdîr, ezelde Levh-i mahfûzda yazılmıştır. Sonradan bir şey yazılmaz. Yani Levh-i mahfûzda olacak değişiklikler ve ömürlerinin artması ve kısalması da, ceffelkalem (yani ezelde) yazılmıştır ki, buna 'kazâ-i muallak' denir. Allahü teâlânın, kaderi, yani ezelde ilmi nasıl ise, Levh-i mahfûzdaki değişiklikler, ona uygun olur...

14