"Duân o an kabul olmazsa hemen ümitsizliğe kapılma!"

"Allahü teâlânın istediği vakitte yapılan duâ makbûldür, senin istediğin vakitte yaptığın değil."

Abdullah Şerkâvî hazretleri Ezher şeyhlerindendir. 1150'de (m. 1737) Mısır'da Tavîle köyünde doğdu. Ezher'de tahsil yaptı. Sonra da Ezher şeyhliğine getirildi. Bu arada Muhammed Hifnî'ye intisab ederek Halvetiyye tarikatına girdi. Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın da çok hürmet ettiği Şerkâvî 1227(m. 1812) senesinde vefat etti. "Şerhu'l-Hikemi'l-Atâiyye" isimli eseri meşhurdur. Bu kitabında buyuruyor ki:

"Duâ edip, çok istediğin bir şeyin o anda verilmemesi, ümitsizliğe kapılmana sebep olmasın. Allahü teâlânın istediği vakitte yapılan duâ makbûldür, senin istediğin vakitte yaptığın değil."

"Her günah, dalgınlık ve şehvetin aslı, nefsini beğenmektir. Her tâat, uyanıklık ve iffetin esası, nefsini beğenmemektir."

"Ey kul! Sana vadolunan, güneş batıdan doğuncaya kadar gecikse, hiç şüphe ve tereddüt etme! Çünkü bu tereddüt, aklını bozar, karıştırır ve kalbini bulandırır, karartır."

"Allahü teâlâ, sana marifetinden bir perde açınca, yaptığın ameller az olsa da yaniçok nafile ibâdet yapmasan da, zararı yok. Çünkü bu perdeyi açmakla, senin kendisini bilmeni, marifetini istemektedir. Bilmez misin ki, marifet, O'nun tarafından verilmiş bir nimettir. Ameller ise, senin O'na götürdüklerindir. Senin O'na götürdüklerin ile, O'ndan sana gelenler, verilenler, hiç aynı olur mu"

"Ameller, yaniibâdetler, işler, ayakta duran ruhsuz beden gibidir. Bunların ruhları, ihlâs sırrının bunlarda bulunmasıdır."

"Büyüklük, Allahü teâlâya mahsûstur, insan, benliğini, küçüklük ve aşağılık toprağına gömmelidir. Çünkü gömülmeden bitenin, doğması ve büyümesi düşünülemez."