"Âlimler demişlerdir ki: Lüzumsuz çok konuşan bir kimseyi görürsen, bilki, aklı yoktur!"
Mevlânâ Celâleddîn Devânî hazretleri İslâm âlimlerinin meşhurlarındandır. 833 (m. 1426) senesinde, İran'ın Kazrûn şehrinin Devân nahiyesinde doğdu. 908 (m. 1502) senesinde vefât etti. Zamanındaki birçok âlimden ilim tahsil etti. Tebrîz'e gitti. Orada büyük âlim ve velî İbrâhim-i Gülşenî hazretlerinin sohbetine devam ederek, tasavvufta da yetişti. İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî, Mektûbât kitabında bu büyük âlimin yüksek derecesini bildirmektedir.Celâleddîn-i Devânî'nin, "Ahlâk-ı Celâlî" adlı ahlâk ile ilgili eserinden bazı bölümlerin tercümesi:Konuşmanın edebleri: Fazla konuşmamalıdır. Zira çok konuşmak zihin hafifliği, akıl zaîfliğinin alâmetidir. Kişinin heybetini kırar, itibârını düşürür. Hazret-i Âişe buyurur ki: "Hiçbir sözü boş olmayan Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), az, öz ve tane tane konuşurdu. Bir mecliste konuşsa, mübârek ağzından çıkan kelimeler sayılmak istense, sayılabilirdi." Âlimler demişlerdir ki:Lüzumsuz çok konuşan bir kimseyi görürsen, bilki, aklı yoktur. Söyleyeceği sözü iyice düşünmeden dile getirmemeli, ağzından çıkarmamalıdır. Hikmet sahipleri; "Önce düşün, sonra söyle" demişlerdir. İhtiyâç, lüzum olmadan konuşmamalıdır.Konuşurken gülmemelidir. Mecliste birisi konuşurken, sözünü kesip araya girmemelidir. Bir kimsenin anlattığı bir şeyi bilse de, bildiğini belli etmeyip, o kimse sözünü tamamlamalıdır.Başkasına sorulan bir suâle cevap vermemelidir. Onun da bulunduğu bir topluluğa sorulursa, başkalarından evvel davranıp, cevap vermede acele etmemelidir. Bir kimse cevap verirken, kendisinin daha iyi bildiğini anlarsa, o kimsenin bitirmesine kadar beklemeli, sonra cevap vermeli ve kendinden önce konuşanı ayıplamamalıdır.