"Vefalı Türk geldi yine"

Vefa, Arapça bir kelime olarak sözünde durmak (ahde vefa), bir şeyi eksiksiz yapmak, hakkıyla ifa etmek, sadık olmak, tam yapmak, eşit olmak, tam zamanında olmak gibi anlamlara gelir. Bu anlamların tamamında kusursuz eda hususu ön plandadır. Ölen bir kimse için "vefat etti" denmesi de bundan dolayıdır. Çünkü ne eksik ne fazla tam da belirlenen vakitte (ecel) bu dünyadan ayrıldı demek isteniyor. Günlük dilde insanların sözlerinde durup durmamaları ile ilgili olarak vefalı ve vefasız nitelemeleri kullanılır.

Mesela özellikle bilinen İslami tarihleri itibariyle Türkler vefalı oluşlarıyla temayüz etmişler, bu nedenle Araplar, Kürtler, Farslar gibi diğer Müslüman milletler tarafından sevilmişler. Hakimiyetlerine samimi bir bağlılık gösterilmiş. Hristiyanlar bile "Kardinal şapkasındansa Türk sarığı giymek yeğdir" demişler. "Vefalı Türk" diye bir ifade bu yüzden var. Türkler, Müslüman olduktan sonra farklı dönemlerde İran coğrafyasından başlayarak bugünkü Türkiye topraklarına, Arap yarımadasına ve Balkanlara kadar hakimiyet kurdukları bütün coğrafyalarda sınırları içinde yaşayan farklı milletlere, mezheplere, dinlere verdikleri sözlere, yaptıkları ahitlere hep sadık kalmış ve ahitlerine vefa göstermişler. Hakimiyet kurarlarken, İslam'ın gereği verdikleri sözü yerine getiremeyeceklerini anladıkları zamanlarda ise bu durumu insanlara önceden duyurmuşlar ki dışarıdan bir saldırı olursa bunu ihanete uğramak olarak algılamasınlar. Kürtleri ilgilendiren Hamidiye alaylarının kuruluşu tam da bu meşhur Türk vefasının bir göstergesidir. Sultan Hamid, cihan harbine giden süreçte Kürt aşiret reislerini Yıldız sarayında toplar. Bunlar arasında Milan aşiret reisi İbrahim Paşa ve Haydaran aşiret reisi Kor Hüseyin Paşa gibi ünlü şahsiyetler de var. Onlara şu tarihi sözleri söyler: "Öyle anlaşılıyor ki düvel- i muazzama üzerimize gelecekler. Ceddim Yavuz'un (Çaldıran sürecinde) İdris-i Bitlisi'nin şahsında size verdiği sözü tutamayabiliriz. Onların niyeti, sizin yaşadığınız toprakları Ermenilere vermektir. Teşkilatlanıp topraklarınızı koruyun. Size silah ve eğitim desteği veririz". Nitekim Türk ordusu batıda ve çeşitli cephelerde işgalcilerle savaşırken, Kürt aşiret kuvvetleri bu destek ve bu vefa sayesinde Kuzey Irak'ta İngilizlere, doğuda Ruslara ve Ermenilere, Güney Anadolu'da ve Kuzey Suriye'de Fransızlara karşı kahramanca savaşarak yaşadıkları toprakları korudular.

Ama mesela modern Türk tarihinin akışı içinde tek parti dönemi, tam bir vefasızlık örneğidir. Önce İslam'a vefasızlık edildi. Bu topraklardaki varoluşumuzun tek gerekçesi, garantisi, hatta tapusu olan İslam, o güne kadar görülmemiş bir hoyratlıkla hırpalandı, örselendi, yıpratıldı, horlardı. İslam, öz yurdunda mahzenlere, mağaralara sığındı. Tam on sekiz yıl özgürlüğün sembolü ezan duyulmaz oldu. Aynı şekilde Anadolu'da konuşulan Türkçe ve Kürtçe gibi dillere müthiş deyişler, koşmalar, ilahiler, şiirler, atasözleri, meseller armağan eden, bağlamalarının tellerinden muhabbet akan Alevilere vefasızlık edildi. Parya muamelesi gördüler. Katliamlardan geçirildiler. İftiralara uğradılar. Gayrimüslimlere ise, İslam'ın kendilerine verdiği eman çiğnenerek tabir caizse kan kusturuldu. Sonunda ülkemizi çeşitliliğin bereketinden yoksun bıraktılar.