Postkolonyal araba sevdası

Bir medeniyet, kavram üretme kabiliyetini sürdürüyorsa, sosyal, siyasal, etik, bilimsel ve eğitsel hakimiyeti devam ediyor demektir. Mefhumu muhalifini söylersek: Bir medeniyet de kavram üretemiyorsa veya sadece başka medeniyetlerin ürettiği kavramlara kendi anadilinden karşılıklar bulmakla yetiniyorsa, üstelik alternatif bir medeniyet faaliyeti gerçekleştiriyormuş gibi övünüyorsa yahut geçmişin mefahiriyle başı döndüğü için debelendiği zillet çukurunu göremiyorsa yukarıda saydığımız alanların hiçbirinde egemenliği, yönlendiriciliği, üretkenliği söz konusu değildir. Sadece üretken medeniyete öykünmektedir. Boynunda sallanan unvanların gürültüsünden dolayı farkında bile değildir.

Mevcut batı medeniyeti ile Müslümanların medeniyetinin durumu ne eksik ne fazla tamamen bundan ibarettir. Sosyal hayatın her alanı ile ilgili kavramların üreticisi, iyice zayıflamış, yok oluşa doğru hızla sürükleniyor olsa da hala batı medeniyetidir. İslam aleminin hemen hemen her tarafında ise üretilen bu kavramlara mesela Arapça, Farsça, Türkçe, Kürtçe, Urduca karşılıklar bulmaya yönelik çabalar görülmektedir. Mesela sosyoloji kavramı batı üretimidir, buna karşılık Arapça "ilmu'lctima", Türkçe "Toplum bilim", Farsça "Camieşinasî" ve Kürtçe "Civaknasî"... sadece birer tercümeden ibarettirler. Avrupa menşeli bir araba düşünün. Bizim, tutup arabanın vites koluna tesbih geçirmemizden, dikiz aynasına nazar boncuğu asmamızdan, tuttuğumuz takımın ya da beğendiğimiz partinin bayrağını asmamızdan farksızdır, dil, tarih, coğrafya, sosyoloji vs ile ilgili namlı kurumlarımızın ürettikleri isimler. O kadar anlamsızdırlar. Çünkü kavramı üreten, içini dolduran, sınırlarını saptayan batı medeniyetinin "sosyoloji"ye yüklediği anlamdan öte bir olguya işaret etme kabiliyetine sahip değildir bizim cafcaflı adlandırmalarımız. Ekonomide üreticinin piyasaya hükmetmesi, kuralları koyması, dilediği zaman fiyatları yükseltip indirmesi gibi sosyal hayatta da kavram üreticisi medeniyet piyasayı belirler. Bizim üretilen kavrama şu veya bu dilde karşılık bulmamız alternatif bir üretim veya hakimiyet anlamına gelmez. Olsa olsa rahmetli Erbakan'ın deyimiyle "Montaj sanayi" olur.

Bizim delikanlı arabayı değiştirmenin vaktinin geldiğini düşünüyordu. Yenisini almamız gerekir, dedi. Yeni üretilen arabalarda şu şu özellikler var mesela. Aynaları otomatik açılıp kapanıyor örneğin. Eskisinde olmayan bir sürü özellik saydı. Ama her iki arabayı araba yapan temel aksanı aynıydı. Biz aynadaki veya sileceklerdeki olmasa da olur yeni özellikler için bir sürü para ödedik anlayacağınız. Kendimi, Avrupalıların üreteceği yeni kavramı herkesten önce kapmak için sabahlara kadar Paris'in, Londra'nın, Berlin'in kapısında bekleyen akademisyen gibi hissettim. Üretici batı medeniyeti, araba piyasasına böyle hükmediyor ve hakimiyetini bu tür ufak tefek rötuşlarla kalıcı kalıcı hale getiriyor, dedim. Ama oğlum hala aynası otomatik olarak açılıp kapanan arabanın etrafında hayranlıkla dönüyor.