İmam-Hatip Lisesinde okuyordum. Yetmişli yıllar. Sağ sol çatışması, siyasi gruplaşmalar zirve yapmıştı. MTTB, Akıncılar çizgisindeydik doğal olarak. Köyde İlkokulu beraber okuduğumuz bir komşumuz vardı. Okuma, yazmayı, Türkçeyi herkesten epey geç öğrenmişti. Mezun olacaktı, hala heceliyordu, o kadar yani. Hepimiz ona gülüyorduk. İHL'de yatılı okuyordum. Yaz tatili için köye dönmüştüm bir keresinde. Ortaokul ve lisede okuyan ya da okula başlayıp ama sürdüremeyen birkaç arkadaşım daha vardı. Onlarla buluştuğumuz her seferinde doğal olarak yoğun bir tartışmaya girerdik. Beni asıl hayrete düşüren şey, okuma yazmayı hayli zorlanarak söken, Türkçeyi hepimizden çok geç öğrenen, ilkokuldan sonra başladığı Ortaokulu bitiremeden tasdikname alan arkadaşımın bu gruba adeta fikir önderliği yapmasıydı. Ağzından dökülen bütün kelimelerin yabancısıydım. Objektif, sübjektif, nesnel koşullar, lümpen, oportünist, Troçkist, Das Kapital, ilkel komünal toplum, köleci toplum, feodal toplum, sosyalist toplum, komünist toplum... gibi sözler dökülüyordu ağzından. Adam resmen allame olmuştu!.. Ağzım açıkta dinliyordum o konuşurken. Benim hepi topu öğrendiğim, Allah, peygamber, İslam, şeriat, ahlak, namaz ve İslam'ın beş şartıydı... Hadi biraz da Erbakan hocanın münazaralarda galip gelmesini sağladığını düşündüğüm sözleri, "önce ahlak ve maneviyat" gibi sloganlarıydı. Adam, bütün bildiklerimi tek hamlede, bir tek sözle boşa çıkarıyordu. Gericisin diye aşağılıyordu. Okuma yazmayı sökme, Türkçeyi öğrenme hususunda en az iki sene ondan ileri olduğum halde. O kadar cahil hissediyordum ki kendimi, bir keresinde saf saf "ilkel komünal nedir" diye sormuştum da "bunu da mı bilmiyorsun" dercesine yüzüme acıyan bakışlar fırlatmış ve kahkahayı patlatmıştı.
Geçenlerde DEM Partiden bir heyetin Şırnak'a gittiğini öğrenince, bir yandan Vizontele filmindeki "çok önemli bir hey'et"in Ankara'dan gelmesi sahnesi canlandı gözümde, öbür yandan bu arkadaşım geldi aklıma. Heyet Şırnak'a televizyon götürmemişti, ama "Komünal hayat"ı anlatmak için gitmişti. İlginçtir, heyet Türkçe bilmeyen Kürtlere "Komünal" hayatı Türkçe anlatıyordu. Eminim, Şırnaklılar birbirlerine benim gibi saf saf "Qomunal çiye kuro" diye sormuşlar. Şırnak'taki komedi film sahnesi "çok beğenilmiş olacak ki" bu sefer Siirt'te devamı çekilmiş. Yine aynı heyet ve aynı konuşmacı, "Türkçe bilmeyen Şırnaklılarla niye Türkçe konuştun" eleştirilerini dikkate almış olacak ki bu sefer bari Kürtçe konuşayım, demiş zahir. Sorun şu ki hiç Zazaca bilmeyen Siirt Kurmanclarına Zazaca hitap etmiş.

10