Dil aileleri

Dil aileleri üzerine konuşuyorduk bir dostumla. Söz, Hint-Avrupa dil grubuna gelince dostum, "bu niteleme, İngilizlerin uydurması. İngilizler, Hint yarımadasını sömürgeleştirince, aralarında bir yakınlık bulunduğu imajını vermek, sömürülenlerle kendileri arasında duygusal bir bağ kurmak için böyle bir şey icat ettiler. Sonra herkes de asıl amacın ne olduğunu anlamadan bu adlandırmayı kullanmaya başladı" dedi. Dostuma, "bu sözlerinin yarısı doğru, yarısı yanlış" dedim. "Hint-Avrupa dil grubunun bir İngiliz icadı olmasına ilişkin iddian doğru değil. Ama İngilizlerin bu olguyu kendi sömürgeci amaçları için kullandığına dair sözlerin gerçeğin ifadesidir. İngilizler, genel anlamda batılılar, bölgeye gelmeden, dilbilimciler tarafından bu tespitler, tasnifler yapılmıştı. Batılılar, müsteşriklerin sundukları verileri kendi çıkarları için kullanma hususunda son derece mahirdirler. Aslında bölgemize gelip bilimsel araştırma yapan bütün müsteşrikler, sömürgecilerin işini kolaylaştırmaya hizmet eden görevlilerdir. Ama bu, dil ailelerini onların icat ettiğini düşünmemizi gerektirmez. Böyle bir olgu vardı, birçoğu müsteşrik olan dil bilimciler, bunları tespit edip adlandırdılar ve sömürgeciler de bu tespitleri kendi amaçları doğrultusunda kullandılar diyebiliriz".

Tartışma, benim "Hint-Avrupa dil grubundaki dillerde aslında "dayı, amca, abi..." gibi kelimeler, genellikle yalnızca akrabalık derecesini bildirmek için kullanılır, doğrudan hitap şekli olarak kullanılması pek nadirdir" demem üzerine çıktı. "Kovboy filmlerini izleyenler fark etmişlerdir. O filmlerde bir çocuğun öz amcasına, hatta babasına sadece adıyla hitap ettiğinin örnekleri çoktur. Bunun sebebi, İngilizcenin Hint-Avrupa dil grubuna mensup olmasıdır" diye devam ettim. "Çünkü Hint-Avrupa dil ailesinde saygı belirtmek için ayrı bir kelimeye gerek duyulmaz. Saygı anlamı, hitabın kendisinde mündemiçtir" diye ekledim. Tabi bu, İngilizce açısından günlük konuşmada söz konusudur, fakat devlet protokolü bağlamında onların da geniş bir teşrifat literatürleri oluşmuş.

İstanbul'a ilk defa geldiğim yıl, bir arkadaşımla bekar evinde kalıyordum. Bir hemşerim de zaman zaman bizi ziyarete gelirdi. Bir gelişinde iki ağabeyini de beraberinde getirmişti. Ağabeylerine isimleriyle hitap ediyordu. Ev arkadaşımın ana dili Türkçeydi. Bu yüzden hemşerimin ağabeylerine çıplak adlarıyla hitap etmesini yadırgamıştı. Baktım, hemşerim, ağabeyleriyle Türkçe konuşurken onlara isimleriyle hitap etmesi bana da tuhaf geliyor. Ama zaman zaman Kürtçe hitap ederken, hiç de yadırgamıyorum. Tabi, o zaman bunun, Türkçenin ve Kürtçenin mensup oldukları farklı dil gruplarının özelliklerinden kaynaklandığını anlatacak bilgiden yoksundum.

Diller, mensup oldukları dil grubunun özelliklerini yansıtmalarının yanında hayat tarzından ve başka dillerle temas kurmaktan kaynaklı olarak başka özellikler de kazanabilirler ve dil grubundan kaynaklanan özgün özellikleri görünmez hale de gelebilir. Mesela Kürtçe ile aynı dil ailesine mensup Farsçada tıpkı Türkçedeki gibi birine çıplak isimle hitap etmek yadırganır, hatta ayıp karşılanır. Bunun nedeni, Farsçanın bin yılları bulan bir süreçte devlet dili olarak kullanılmış olmasıdır. Devlet de bildiğiniz gibi büyük ölçüde protokol, teşrifat demektir. Türklerin birkaç asır İran coğrafyasına hükmetmelerinden dolayı Türkçe'nin yapısal olarak Farsçadan etkilendiğini, Farsçayı da etkilediğini hepimiz biliyoruz. Ama Kürtler, tıpkı İslam öncesi Arapları gibi uzun asırlar boyu devlet protokolünden uzak kabile hayatını yaşadıkları için Kürtçede teşrifatın bu boyutuna pek rastlanmaz. Sosyal hayatlarının gerektirdiği "seyda, ağa, mir..." gibi hitap şekilleri hariç. Araplar, isimlerin önüne saygı ifadesini eklemeyi ancak devlet ile tanışmalarından sonra alışkanlık haline getirdiler.