Değer üretme mevsimi Ramazan

Varlık bir veri olarak sunulmuş insana. İlahi sistem ve elbette insan fıtratı bu verilerden yeni değerler üretilmesini, yeni anlamlar kazandırılmasını istemektedir. İnsan da fıtratın bu isteğini kaçınılmaz olarak yerine getirecek özelliklerle donatılmıştır. Hayatın akışını sağlayan da bu doğal değer üretme, sahih anlam kazandırma çabasıdır. Bu çabanın İslam literatüründeki bir adı "salih amel" ise, bir adı da "varlıklara ad koymak"tır. Var olanlardan hareketle yeni adlarla yeni varlıklar üretmek yani. Bunun aksi ise, varlığı tersine çevirme, değersizleştirme, anlamdan yoksun bırakma, varlık sistemini çökertme çabasıdır. Diğer bir ifadeyle, tabii işlevden yoksun kuru isimler üretmektir. İslam literatüründe bunun adı "fasit amel"dir, "yeryüzünde fesat çıkarmak"tır.

Bugünlerde kavuştuğumuz Ramazan ayı, var olandan değer üretmenin, varlığın sade ve yalın anlamına yeni anlamlar kazandırmanın muhteşem bir şölenidir. Mesela ay, gök sistemi içinde yaratılışından kaynaklanan bir işleve sahiptir. İnsan, günlük hayatında pek farkında olmasa da hayatını birçok açıdan etkilemektedir, ayın bu gök sistemi kapsamındaki işlevi. Ama Ramazanın gelmesiyle birlikte ay, sistem içindeki yeri, hayatımızdaki pek farkında olmadığımız etkisi gibi doğal özelliklerinin yanında, "hilal" halini almasıyla birlikte yeni bir anlam kazanır. Bir mevsimin, oruç, ezan vakti, iftar, davet, sahur, teravih, Kur'an, hatim, kadir gecesi, yoksullara yardım, açları doyurma, fitre, zekat, sadaka, infak ve bayram gibi yeni isim ve kavramların hayatımıza girmeye başladığının ilanı gibi bir anlam kazanır. Tam bir değer üretme, salih amel işleme, var olana varlık katma atölyesi kazandırır hayatımıza. Bu anlam ve değerlerin bir kısmı, yıl boyunca somut etkisini devam ettirir, bazısı da zihnimizin bir köşesinde, belli bir zamana bağlı olmaksızın uygun fırsatı kollar gibi bekler ve o fırsat doğunca da hemen etkisini gösterir. Kesintisiz irfan mektebi ramazanın açılışına bir davetiyedir hilal.

Bu anlam ve etki o kadar güçlüdür ki bozgunculuğun elebaşı İblisin organize kötülük sistemi mahiyetindeki Batı medeniyetinin ayarttığı kurumların, kişilerin tüm tersyüz edici, yıkıcı çabaları, kılını bile kıpırdatmaya yetmez bu unvansız, yalın irfanın . "Sahur böyle olmaz" diyorlar ellerinde teleskop ekran ekran dolaşan unvanlılar, kimse aldırış etmez. "Oruca böyle başlanmaz" diyorlar, tek marifetleri genizlerinden konuşmak olan ve makyajla yüzlerine inandırıcılık kazandırmış allameler (!), duyan olmaz. "Aman yetişin, oruç tutmayanı kör testereyle kesiyorlar" diye tezvirat çıkarır müzmin "laikataklar", dönüp bakan olmaz. Hiçbir güçleri, hiçbir etkileri yok. Çünkü varlık sisteminden, insan fıtratından kaynaklanan bir dayanakları yok. Ama fıtrata dayanan, varlık sisteminden ilham alan bir Bedevi'nin "hilal"i gördüm tanıklığı, milyonları, milyarları etkiler, İblisi ve yardakçılarını kıskançlıktan çatlatacak bir disiplinle orucu başlatır.