Rahmetli amcam anlatıyordu. Bir zamanlar bizim köye yakın bir köyde Azeriler ile Kürtler beraber yaşıyorlarmış. O köyde araları bozuk olan bir Kürt ile bir Azeri'nin tarlaları komşuymuş. Ağustos ayının ikinci yarısı buğdayları biçme zamanıdır. O zamanlar biçerdöver falan yok. Buğdaylar orakla biçiliyordu. Sabahtan öğlene kadar biçilen buğdaylar öğleden sonra toplanıp balya yapılıyordu. Balya yapılmadan önce bir rüzgar gelse bütün buğdaylar savrulup giderdi. Azeri ve Kürt komşular da öğlene kadar buğdaylarını biçmişler. Biraz dinlendikten sonra kalkıp buğdayları toplamaya başlamışlar. Tam o sırada bir rüzgar esmiş ve ardından hortum oluşmuş. Hortumun hedefinde Kürdün tarlası varmış. Seslenmiş Kürt hortuma, Azeri komşusunu kast ederek: Eli Quli terlesıne... Yani Ali kulu tarlasına git. Fakat hortum anlamamış ve hızla Kürdün tarlasına doğru gelmeye devam etmiş. Kaç kere "Eli Quli terlesıne" diye seslenmişse de kâr etmemiş. Hortum bütün hızıyla bizim Kürdün tarlasına giriş yapmış. Bakmış bütün buğdaylar havaya uçacak, bu sefer yaşlı gözlerle ve çaresizce : "Ula bari hepısıne... hepısıne..." diye diye savrulup giden buğdaylarının ardı sıra dizlerini dövmüş.
"Hepısıne" dedim de aklıma geldi. Rahmetli dedem, gençliğinde uçsuz bucaksız Ahlat ovasına ırgatlığa gitmiş ot biçme zamanında. Tarlaların sahipleri genelde Azerilermiş. Bir Azeriyle günlük 18 kuruşa anlaşmışlar. Ama iş bitiminde Azeri tutturmuş, 15 kuruş vereceğim diye. Dedem o zaman, herhalde kendisinden duyduğum ilk ve son Türkçe cümleyi kullanmış: Heppınızı ot kimin biçerem... Yevmiyelerini 18 kuruştan alıp ayrılmış Azeri'den.
Sadece Türkiye'de değil, bölgenin diğer ülkelerinde, mesela İran ve Azerbaycan'da da Kürtlerle Azeriler iç içe yaşarlar. Van'ın merkezinde, Erciş'te, Adilcevaz ve Ahlat'ta, Iğdır, Kars, Ağrı dolaylarında hala hatırı sayılır Azeri nüfus yaşıyor. İran'ın batı Azerbaycan eyaletinin çeşitli şehirlerinde mesela, Salmas, Sekız, Hoy, Maku ve Urmiye'de yoğun bir Kürt nüfus Azerilerle beraber yaşıyor. Azerbaycan'da da öyle. Laçin, Kelbecer, Gence, Kürdemir, Karabağ bölgelerinde kalabalık bir Kürt nüfus bulunuyor. Ermeni işgali sırasında köylerini, evlerini terk etmek zorunda kalan Azerbaycanlı kaçkınların (mültecilerin) büyük kısmı Kürtlerden oluşuyordu.
Bugünlerde televizyonların, eğitimin yaygınlaşmasının etkisiyle önemli ölçüde değişmiş olsa da Kürtlerin Türkçesi Azeri lehçesine yakındır bu yüzden. Bunu Diyarbekir'de, Van'da, Bitlis'te ve başka yerlerde görmek mümkündür. Çünkü Türkçeyi Azeri komşularından öğrenmişler. Ben de Ortaokulu Azerilerin çoğunlukta olduğu bir mahallede oturan bir akrabamızın evinde okudum. O yüzden dillerini, kültürlerini, sıcaklıklarını çok yakından bilirim. Mesela Türkiye'de doktora yapan bir Azeri'ye bir keresinde "hara gedirsen, gelginen bura " (Nereye gidiyorsun, buraya gel) demiştim de "nereden biliyorsun gelginen demeyi, Azerbaycan'da bile unutulmuş neredeyse" demişti. "Gelginen" bizim Erciş'te "gel" anlamında kullanılırdı. Sanırım onlar da artık unutmuşlar. Çünkü artık kulağıma çalınmıyor. Azerilerin Iğdır, Kars ve Ağrı'nın bazı ilçelerinde oturanları Şii'dir, diğerleri ise büyük çoğunlukla Sünni'dirler. İran ve Azerbaycan'daki Kürtler ise Şii çoğunluk içinde Sünni olarak yaşamaya devam ediyorlar.

3