Tarih boyunca tüm güçlü ülkeler, görece zayıf bir ülkeyi istila edip insanlarını öldürdüklerinde hep haklı bir mazeretleri olduğunu, hukuka ve ahlaka uygun davrandıklarını iddia ettiler. Günümüzde de yepyeni bir dünya hukuku ve ahlak anlayışı ortaya çıkıyor.
GEMİŞİN HUKUK ANLAYIŞIToplumların hukuk ve ahlak anlayışları yakından ilişkilidir. Cengiz Han, "Tanrı beni insanları cezalandırmak için gönderdi" diye düşünürdü, muhtemelen bu yüzden vicdan azabı çekmezdi. Ordusu, bir kaleyi zapt ettiğinde köpekler dahil tüm canlıları öldürürdü. (Moğolların gizli tarihlerinden öğrendiğimiz kadarıyla Cengiz Han köpekten korkardı, o yüzden askerleri girdikleri bir kalede köpekleri de öldürürlerdi.)
Yeni Dünya'yı keşfeden Avrupalılar, bu yeni dünyanın insanlarının ilkel olduklarını düşündüler ve onlara medeniyeti, yani Hristiyanlığı götürmek istediler. Bu amaçla tüm Kızılderilileri, İnkaları ve Aztekleri yok ettiler, tarihin en büyük soykırımlarından birisini gerçekleştirdiler. Biraz rahatsız oldular ancak kendilerini rahatlatacak sebepleri vardı. Örneğin bu soykırımdan yıllar sonra John Steinbeck "Cennetin Doğusu" romanında, "Kızılderililere karşı haksızlık ettik fakat buna mecburduk, toprakları çok verimliydi" yazdı. Tarihte para ve güç insan hayatından daha önemli olmuştur.
Avrupalılar, Kudüs'ü kurtarma gerekçesiyle çok sayıda Haçlı Seferi düzenlemişlerdir. Avrupa'da uzun yıllar mezhep savaşları yapıldı. Tüm mezheplerin yanlıları kendilerinin kesin haklı olduklarını düşünüyorlardı. Beş kıtada Osmanlılar dahil tüm imparatorlar başka ülkelerin şehirlerine çöktüklerinde bunun bir işgal değil, fetih olduğunu düşündüler.
Avrupalılar, in'i ve Hindistan'ı sömürdüler. Afrika'yı hem sömürdüler hem oradaki insanların hayatlarına çöktüler, onları köle yaptılar. Amerika'da, Roma'da, Eski Yunan'da, Osmanlı'da ve bazı Arap ülkelerinde köle pazarları vardı. Efendiler haklı, köleler müstahaktı. Bir insanın bir başka insanı satın alıp onu ölünceye kadar çalıştırması, dövmesi, ona tecavüz etmesi doğaldı, ahlaksızlık sayılmazdı.
Hitler'e göre güçlü olan zayıfın ülkesini, altınını ve hayatını elinden alırdı. İkinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere, Amerika ve Rusya, Avrupa'yı ikiye böldü. Galip oldukları için kendilerince bu onların hakkıydı.
1960'larda savaş yanlısı olmayan ABD başkanı sokakta öldürüldü. Uzak Doğu Asya'da savaşlar, katliamlar oldu.
GÜNÜMÜZDE HUKUK ANLAYIŞIKısa bir süre insanlık hukuksuzluk batağından kurtulur gibi oldu, Dünya sanki nefes aldı. Ya da öyle zannettik. Sonra ABD, zehirli gaz üretiyor diye Irak'a saldırdı. Araştırdılar, Irak'a zehirli gaz üreten bir sistem olmadığını belirttiler, bu durum tarihte görülmemiş bir dürüstlüktü ancak geri dönüş yoktu, Irak'a çökülmüştü. Nedeni tartışmalı Ukrayna Savaşı ortaya çıktı. Bütün bunlar dünya hukukuna ve ahlaka uygun şeylerdi. Herkes haklıydı, herkes dürüsttü. Sadece ölen insanların niçin öldüklerini açıklamak zordu.
Şimdilerde de yeni bir hukuk anlayışı çıkıyor ortaya: Güçlü bir ülke bir anda Meksika Körfezi'nin adını değiştiriyor, "Ben yaptım oldu" diyor. Sonra kanunların geçmişe dönük işlemediğini zannederdik, meğer işliyormuş. Meğer mutlak butlan diye bir şey varmış. Birçok hukukçuya göre medeni kanunda veya ticaret hukukunda mutlak butlan olabilir ancak bir partinin kurultayı için böyle bir iptal görülmüş şey değildir, itirazlar seçimden sonra yapılabilir, yıllar sonra değil.

9