Türk Dünyası Müzik Topluluğu

İnsanları birleştirme, ortak duygular oluşturma açısından bence en etkili sanat dalı müziktir. Müzik coşku yaratır. Aynı müziğe el çırpan insanlar birbirlerine el kaldırmazlar.

MÜZİK KARDEŞLİĞİ

Aynı milletten olan, aynı türkülerle, şarkılarla büyümüş olanlar hayat boyu birbirlerini yakın hissederler, ülkelerinden uzakta olduklarında çocukluklarının şarkılarını ağlayarak dinlerler. Müzik aralarında fikir ayrımı olan kişileri de birleştirir. Bu konudaki unutulmaz örnek Grieg'in müziğidir.

Edward Grieg Ibsen'in Peer Gynt adlı tiyatrosuna bir sahne müziği bestelemişti. Eser Paris'te ilk kez seslendirilecekti. O günlerde Avrupa'yı ikiye bölmüş olan Dreyfus davası vardı. Yöneticiler ve büyük halk kitleleri Dreyfus'un suçlu olduğuna, sanatçılar ise suçsuzluğuna inanıyorlardı. Grieg de Dreyfus'un suçsuz olduğuna inanıyordu, Dreyfus'un suçlu olduğuna inanan büyük bir izleyici kitlesi ise besteciyi bu görüşünden ötürü protesto etmek için salonu doldurmuştu. Grieg konseri başlatmak için batonunu kaldırdığında izleyiciler kitle halinde yuh çektiler, ıslık çaldılar. Besteci batonunu indirdi. Bu durum pek çok kez tekrarlandıktan sonra izleyicilerin yorulmasını fırsat bilen besteci müziği aniden başlattı. Pikolo flüt çalmaya başlayınca salondan çıt çıkmadı. Eserin birinci bölümü bittiğinde, arada alkışlanmayacağını bildikleri halde izleyiciler dayanamayıp alkışladılar, eserin sonunda tekrar çalınmasını istediler. Ben bu olayı şöyle yorumluyorum: Bütün sanat dalları bir vitamin gibi toplumların bünyesini güçlendirir ancak müzik vitaminden fazla bir şeydir, adeta dil altı ilaçtır, etkisini anında gösterir.

TÜRK DÜNYASININ BİRLİĞİ

Sovyetler Birliği, "Türk diye tek bir millet yoktur, Asya'da birbirleriyle ilişkisi olmayan ülkeler vardır" diyerek Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Tataristan, Kırgızistan, Kazakistan, Yakutistan (aslında Saha ülkesi) benzeri adlarla ülkeler kurdu. (Ülkemizde hâlâ Sovyet kalıntısı bu temelsiz düşünceyi savunanlar, tarihte Türk diye devasa bir millet olmadığını iddia edenler vardır.)

Prof. Dr. Tahir Çağatay, Türkmenistan doğumlu büyük bir Türk milliyetçisiydi. Ankara Üniversitesi DTCF'den emekli olmuştu. Çağatay Hoca hayatı boyunca Sovyetler'in dağılmasını, Asya'daki Türklerin bağımsızlıklarına kavuşmalarını bekledi. Ne yazık ki bunu göremedi. O öldükten sonra Sovyetler dağıldı. Ancak Çağatay Hoca ölmeden önce "Yakında Sovyetler dağılacak, o zaman Asya'da, 'Sizler farklı milletlersiniz' denilen ve birbirleriyle irtibatları kesilen Türk Cumhuriyetleri, dillerinin, müziklerinin, danslarının aynı olduğunu görecekler ve aslında tek bir millet olduklarını anlayacaklardır" demişti. Nitekim öyle oldu.

TÜRK DÜNYASI MÜZİK TOPLULUĞU

Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı Ankara Türk Dünyası Müzik topluluğu var. Türk dünyasının dört bir yanından seslendirdikleri eserleri defalarca coşkuyla izledim. Topluluğun sanat yönetmeni Cem Gürdal'dır. Topluluk 19 saz, sekiz ses, beş de dans sanatçısından oluşmaktadır.

Konserlerde Cem Gürdal Türk dünyasının yırları (türküleri, ezgileri, şarkıları) hakkında zengin açıklamalarda bulunmaktadır. Yırları ve bunlar hakkındaki açıklamaları nasıl öğrendiğini sorduğumda Gürdal, Sovyetler dağılınca Türk dünyası yırlarını taşıyan plakların pazarlara düştüğünü söyledi. Bu plaklarla başlayarak Türk cumhuriyetlerine yaptığı gezilerde gerek ezgi gerekse içerik hakkındaki bilgisini geliştirdiğini belirtti. Kendisi Türk dünyası ezgileri ve genelde folkloru hakkında engin bilgiye sahiptir.