Bazı meslekler adeta kamuya açık algılanır. "Her müdür aynı zamanda bir psikolog olmalıdır, her genel müdür bir avukat olmalıdır, cezaevlerindeki hükümler birer avukattır" diyen çok kişi var. Bu ifadelerde psikolog ve avukat kelimeleri özensiz kullanılmakta, söz konusu iki mesleğin mensuplarına saygısızlık edilmektedir. Biraz hukuk bilmek başka bir şeydir, avukat olmak başka bir şeydir.
Kamuya açık algılanan mesleklerin başında öğretmenlik, eğitimcilik gelir. Ülkemizdeki hemen herkes kendisini eğitimci zanneder. Eğitimci olmak, sıradan, basit bir şey değildir. Fizik veya tarih bölümlerini bitirdiğiniz zaman bile hemen öğretmen olamazsınız, öğretmenlik sertifikası almanız gerekir. Böyle olduğu için de "eğitimci" sıfatını ucuzlatmamak gereklidir.
Bu konuyu niçin açtım Geçen eylül ayında eskiden Genelkurmay başkanı ve milli savunma bakanı olan bir milletvekili okullarımızdaki eğitimin amacını kendince belirtti, "Eğitimin amacı bilgi vermek değil Allah korkusunu ve kuldan utanmayı öğretmektir" dedi. Eğitimci olmayan bir kişinin bu açıklaması eğitim bilimlerine aykırıdır, yapay zekâ eğitimin amacını ondan daha gerçekçi tanımlamaktadır. Eğitim bilimleri öğrencileri, eğitim fakülteleri öğrencileri bilimsel gerçeğe uygun tanımlar yapmaktadırlar. Milletvekili ÇEDES paralelinde bir şey söylemiştir ki ÇEDES öğretmenlik sertifikası olmayanların sınıflara girdikleri çağdışı bir uygulamadır.
Eğitimin temel amacı yukarıda belirtildiği şekilde olursa belki iyi huylu vatandaşlar yetiştirilebilir ancak basında görüldüğü üzere bu da her zaman mümkün olmamaktadır. Diyelim ki söz konusu amaçtan yola çıkarak iyi huylu vatandaşlar yetiştirdiniz, fakat ne yazık ki bu vatandaşlarla Ay'a, Mars'a gidemezsiniz. Çünkü belirtilen amaç bilim insanı değil din insanı yetiştirmeye yöneliktir.
Bir eğitim kurumu, birçok eğitim kurumu, tüm Kuran kursları samimi olarak içinde Allah korkusu olan insanlar yetiştirmeye çalışıyor olabilir ancak bunca hırsız, yankesici, tacizci, tecavüzcü, sübyancı, katil nasıl ortaya çıkmaktadır Çünkü pek çok kurumda ezberletilmiş ahlak öğretilir, keşfedilen ahlak eğitimi verilmez.
Fatih Altaylı milletvekilini kastederek "Narin'in köyünde eksik olan şeyin Allah korkusu olduğunu mu düşünüyor" dedi. Büyük ihtimalle köyün tüm sakinlerinde Allah korkusu vardır, hiçbirisi ibadetini aksatmamaktadır ama içlerinden birkaçı yine de Narin'i öldürmüştür. Altaylı bunu kastediyor. Şimdi bu köye ve benzerlerine din eğitimi versek gelecekteki ahlaksızlıkları, cinayetleri önleyebilir miyiz Önleyemeyiz, herkes dini zaten biliyor. Kan davası cinayetlerini işleyenler de dini biliyorlar ancak bu işe yaramıyor. Bir şeyi kuramsal olarak bilmek davranışa dönüştürmek için yeterli değildir.
EĞİTİMİN AMACI BİLGİ Mİ
Eğitimci olmayan milletvekili yukarıdaki sözü söylerken çağdaş eğitim konusunda bilgisi olmadığını ilginç bir şekilde ortaya koymuştur. Nasıl
Milletvekili okulda öğrencilere bilgi verilebilir ya da Allah korkusu öğretilebilir diye düşünmektedir ve birincinin değil ikincinin öğretilmesinden yanadır. Okulda ağırlıklı olarak bilgi verilmesi gerektiği konusu geçmişte kalmıştır. Çağdaş eğitim anlayışına göre eğitimin temel amacı öğrencilere bilgi kazandırmak değil onların düşünme becerilerini geliştirmek ve öğrenmeyi öğrenmelerini kolaylaştırmaktır. Anlaşıldığı kadarıyla sayın milletvekilinin bunlardan haberi yoktur.

133