Düşmana saygı insana saygıdır

Bir savaş bittikten sonra düşmanlarına, aldığı esirlere insanca davranan toplumlar da vardır, vahşice davrananlar da. Bizim kuşağa ilkokulda, "Türk aman dileyene el kaldırmaz" diye öğrettiler. Gurur duyduk ancak büyüdükçe, okudukça anladık ki bu kural tarihimizde her zaman geçerli olmamıştır.

Bir toplumun kalitesini gösteren pek çok ölçüt vardır; bunlardan bir tanesi de o toplumun düşmanlarına çatışma sonrası sergilediği tutumdur. Bir savaş bittikten sonra düşmanlarına, aldığı esirlere insanca davranan toplumlar da vardır, vahşice davrananlar da.

Bir liderin, komutanın kalitesini gösteren ölçütlerden birisi de savaş sonrasında düşmanlarına saygı gösterip göstermemesidir. Tarihten günümüze savaş sonrasında düşmanlarına insanca davranan liderler, komutanlar da vardır, insafsızca davrananlar da vardır. Sultan Alpaslan Diyojen'i, İngilizler Napolyon'u, Ruslar Gazi Osman Paşa'yı esir ettiğinde onlara misafir muamelesi yapmışlardı. Atatürk Trikopis'i esir ettiğinde elini sıkmış, kahve ikram etmişti. Bazı Asyalı liderler ise yendikleri düşman komutanının kafatasını şarap kasesi olarak kullanmışlardır.

TÜRKLERDE DÜŞMANA SAYGI

Bizim kuşağa ilkokulda, "Türk aman dileyene el kaldırmaz" diye öğrettiler. Gurur duyduk, ancak büyüdükçe, okudukça anladık ki bu kural tarihimizde her zaman geçerli olmamıştır. Gerçi Gelibolu Savaşı'nda yaralı düşmanına su veren, gerektiğinde onu kucağında taşıyan Türk askeri vardır fakat ne yazık ki aldıran Zaferi'nin ardında Şah İsmail'in karısını esir eden Yavuz Selim Han, onu kocasına göndermek yerine düşük rütbeli görevlisiyle zorla evlendirmiştir. Kocasına gönderseydi yüce gönüllülük göstermiş olurdu. Ayrıca aldıran'ın hemen ardında İranlı mirzalardan bazıları adamlarıyla birlikte gelip Osmanlı padişahına bağışlanmak dileğiyle teslim olmuşlardır. Bağışlanmamış, hepsi idam edilmiştir.

Tarihte beni üzen olaylardan birisi Memlük sultanı Tomambay'ın asılarak idam edilmesidir. (Bu olay Prof. Dr. Aykut Mısırlıgil'i de üzerdi.) Tomambay ülkesi için savaşan bir kahramandı. Yavuz onu halkın içinde astırarak idam ettirdi. Oysa Osmanlı hanedanından olanlar ve yüksek rütbeliler asılmaz boğdurtulurdu. İp iki defa koptu, Tomambay ölmedi. Üçüncüde öldürüldü. Mısırı ayaklandırmasın diye İstanbul'a götürülebilirdi. Mısırlıların direncini kırmak için ortalık yerde idam edildi.

Bu olayda beni üzen başka bir nokta daha var. Tomambay'ın asılmasından sonra bir gölge sanatçısı Yavuz'a gelip bu idamı hayal perdesinde canlandırdı.* Gölge oyununda Tomambay çırpınarak ölüyordu. Yavuz çok beğendi, güldü. Sanatçıya, "Seni İstanbul'a götüreyim, oğlum da izlesin, o da sever" dedi.* Bu tavır ölmüş bir düşmana saygısızlıktır. Tarihte öldürdükleri düşmanlarına saygılı davrananlar da vardır, saygısızlık edenler de. Eski Yunanlılar Hektor'un ölüsüne saygı göstermişlerdi. Ancak çağımızda güçlü ülkelerin liderleri düşmanlarının öldürülüşünü naklen izlemektedirler. Hiroşima'ya atom bombası atıldığında atan ülkenin başkanı "Tarihte bundan daha güzel bir gün yok" demişti. Bu cümle bir insan için öfke ifadesi, insanlık için utanç vesilesidir.

ATATÜRK VE DÜŞMANLARI

Mustafa Kemal büyük bir askerdi, savaş sırasında, örneğin Başkomutanlık Meydan Savaşı'nda tereddüt etmeden düşmanı yok etmişti. Ancak savaş bittiğinde düşmanları için de yüce gönüllü bir insandı. Başkomutanlık Meydan Savaşı'nın ertesi günü Dumlupımar'ı geziyordu; meydan Yunanlı askerlerin cesetleriyle doluydu. Yere düşmüş bir Yunan bayrağı gördü. "Kaldırıp topun üzerine koyun, bir milletin şerefini temsil ediyor" dedi. Bir gün önce çok büyük bir stresle yendiği düşmanın şerefini düşünüyordu.