Çağdaş ahlak eğitimi: Kohlberg

Klasik ahlak eğitiminde istenmeyen davranışı sergileyen çocuğun azarlanması, dövülmesi, ona küsülmesi söz konusudur. Ancak bu yöntemler ahlakı geliştirmez, zayıf vicdan gelişimine yol açar.* Ceza yoksa kişi ahlaklı davranmaz. O günün şartlarında klasik ahlak eğitimi verilen yeniçeriler, otorite boşluğu ortaya çıktığında İstanbul'u haraca kestiler, hamam bastılar, gençlere tecavüz ettiler.**

ağdaş ahlak eğitiminde ise kişilere empatik anlayış kazandırılır. Mağdur ile empati kuran kişi, yüksek ihtimalle onun çektiği acıdan rahatsızlık duyar. Ayrıca kişinin doğruyu kendisinin bulması için tartışmalar açılır. Doğruyu kendisi bulan kişi bu doğruyu içselleştirir. Sokratik sorgulama bir anlamda bunu yapıyordu.

Bence çağdaş eğitim anlayışında en kapsamlı ve etkili yaklaşım, yukarıdaki açıklamaları içeren Kohlberg'in ahlaki gelişim yaklaşımıdır.

KOHLBERG'İN YAKLAŞIMI

Kohlberg altı basamaklı bir ahlaki gelişim modeli oluşturmuştur.

1. basamak: Kişi, ahlaki kurallara cezadan kaçmak için itaat eder.

2. basamak: Kişi, "ver gülüm, al gülüm" mantığıyla, karşılığını görmek yani çıkar amaçlı olarak kurallara uyar.

3. basamak: İyi niyetli tanınmak için, "İyi çocuk, iyi yetişkin" desinler diye kurallara uyar.

4. basamak: Bu basamaktaki kişiye göre toplumsal kanunlar mutlaktır, onlara uymak gerekir. "Gözümü kaparım, görevimi yaparım" anlayışı vardır.

5. basamak: Bu basamakta kişi toplumsal kanunlara uyar ancak bunların göreceli olduğunu, yani yere ve zamana hatta olaya göre değişebileceğini düşünür. (Para çalan birisiyle baklava çalan çocuğu aynı kefeye koymaz.)

6. basamak: Kişi olayları, kendi vicdanıyla geliştirdiği ahlak ilkeleri doğrultusunda değerlendirir, tüm canlıların ve dünyanın esenliğini gözetir.

Bu basamaklara uygun davranışları şöyle örnekleyebiliriz: Bir genç otobüste yaşlılardan laf işitmemek için ön koltuğa oturmazsa birinci basamakta bir ahlaki davranış sergilemiş olur. (Eğer ön koltuğa oturursa bir büyük, "Evladım gazi misin, hamile misin" diye sorabilir.) Eğer genç, "Biz bugün yaşlılara yer verelim de yaşlanınca gençler de bize yer versinler" diye düşünerek yerini verirse ikinci basamakta davranmış olur. Bazen de bir genç otobüste bir yaşlıya yerini verdikten sonra ayakta durmaya başlayınca diğer yaşlıların takdir dolu bakışlarını üzerinde hisseder ve bundan mutlu olur. Bu durum üçüncü basamağa örnektir. Eğer genç, "Gazilere ve hamile annelere aittir" yazdığı için ön koltuğa oturmazsa dördüncü basamakta davranmış olur. Bir genç ön koltuğa genelde oturmuyorsa ancak uykusuz bir gece geçirip iki sınava girmişse kendisini çok yorgun hissedip ön koltuğa oturabilir ve gerektiğinde bu durumu açıklayabilir. Bu da beşinci basamakta bir ahlaki davranış sayılabilir.

Kohlberg, kişinin hangi ahlaki basamakta bulunduğunu ölçmek için hikâyeler yazmıştır. Birisi özetle şöyledir: Heinz'in karısı ağır hastadır, eczacı ise 200 dolarlık ilaç için 2000 dolar istemektedir. Heinz bu parayı bulamaz, gece ilacı çalar. Deneklerin Heinz'in suçlu ya da suçsuz olduğunu söylemeleri önemli değildir, açıklama biçimleri önemlidir. "Heinz ilacı çalabilir, eczacı ilacı zaten pahalı satmaktadır" diyenler veya "almamalıydı, eczaneye zarar verdi" diyenler birinci basamakta ahlak anlayışı sergilerler. "Heinz ilacı çalarak iyi bir koca olduğunu göstermiştir" veya "almamalıydı, eğer karısı ölürse kimse onu suçlamaz, kalpsiz olan eczacıdır" derse üçüncü basamakta ahlaki davranış sergilemiş olur.