oğunlukla işyerlerinde veya okullarda bezdiri, birkaç kişinin bir kişiye veya bir amirin bir elemana yönelik olarak psikolojik tacizde bulunmasıdır. Başlangıçta dışarıdan görülen belirgin bir saldırı yoktur, bezdiriyi uygulayanlar hedef kişiyi belli belirsiz dışlamaya başlarlar. Koridorda görmemezlikten gelirler, alt statüde görevler verilir. Üst üste telefon ederler ona. Telefonda ses çıkmaz, sadece bir hışırtı duyulur. Yıllar önce bir eğitimde bu durumdan söz ettiğimde bir çalışan "Hocam bizde bir de telefonun içine üflerler" demişti. Bütün bunlar sinir bozan, kişiyi yalnızlığa ve öfkeli olmaya iten davranışlardır.
ok değerli bazı liselerimizde bezdiriye "soyuta atmak" denir. Bütün öğrenciler mağdur öğrenciyi yok sayarlar, onunla göz teması kurmazlar.
Bezdiri mağdurlarının başlangıçta sessizce dışlanmaları yerini giderek açık saldırılara bırakmaya başlar. Koridorlarda omuz atılır ona, birisi çalışma masasının üzerindeki şeyleri yere atar. Açıkça hakaret ederler. Bir filmde anlatıldığı kadarıyla bir ülkede askeri okuldaki bir kız öğrenci, erkek öğrenciler kadar başarılıdır. Sonunda erkek öğrenciler ona tecavüz ederler. Bu kızın babası generaldir, olanlardan haberdardır ancak okulun adı lekelenmesin diye sessiz kalır.
Araştırmalara göre bezdiri mağdurlarının birtakım ortak özellikleri vardır. Bunlar ortalama üzeri zeki, çalışkan, geleceği parlak, kibar ama fiziksel açıdan yeterince güçlü olmayan kişilerdir. Bezdiriyi uygulayanlar önce onu yetersiz, kötü, hatta "deli" diye tanımlarlar. Sonuçta işten veya okuldan ayrılmasını, atılmasını sağlarlar. Bu olayda altta yatan bir formül olduğu kanısındayım, o da şu: "Kim ki zengindir ama güçlü değildir, o halde o kötü bir kişidir, ona ne yapılsa yeridir." Burada zenginlikten kasıt kişinin kafa yapısındaki zenginliği veya maddi zenginliğidir.
Bir Asya ülkesinde dağ köylerinde biraz malı mülkü olan ama erkek akrabası olmayan dul kadınları cadı olmakla suçlarlar ve yargılayıp yakarlar, mallarını bölüşürler. Burada da aynı formül geçerlidir.
Bence söz konusu formül hem küçük gruplardaki bezdiride hem edebiyatta hem de dünya siyasetinde görülen bezdirilerde ortaya çıkar.
SU VE CEZA'DA BEZDİRİDostoyevski'nin bu romanında parası çok olan ama fiziksel açıdan güçsüz olan yaşlı bir kadın vardır. Fakir öğrenci Roskolnikov ondan nefret eder, onun iğrenç bir insan olduğunu düşünür, sonuçta yaşlı kadını öldürür, parasını alır. Bezdiri saldırganlığa dönüşür. Burada kim ki zengin ve güçsüzdür o halde o kötüdür ilkesi işlemiştir.
DÜNYA SİYASETİNDE BEZDİRİTarihte görüldüğü üzere askeri açıdan güçlü bir ülke, zayıf ama zengin bir ülkeyi gözüne kestirir ancak ona saldırmadan önce hem kendini hem de başkalarını o ülkedeki insanların kötü insanlar olduklarına inandırmaya çalışır. Böylece o ülkeyi cezalandırmaya hakkı olduğunu düşünür. Bu düşünce tarzı Haçlı seferleri için, Azteklerin, İnkaların, Kızılderililerin ve daha nice zengin ama güçsüz toplumların yok edilmesinde hareket noktası olmuştu. Bu mantığı John Steinbeck, "Cennetin Doğusu" romanında şu şekilde ifade etmiştir: "Kızılderililere karşı ayıp ettik ancak yapacak başka bir şey yoktu, toprakları çok zengindi." Bu ifade de bezdiri konusundaki formülümü destekler niteliktedir.

4