Bugüne kadar "tulumbacı sendromu", "Don Kişot anne babalar ve toplumlar", "boyutsallık" adlı yeni kavramlar ortaya attım. Şimdi yeni bir kavramdan ziyade ülke çapında yeni bir hareketin başlaması gerektiğinden söz etmek istiyorum. Bu harekete kısaca "ahlak ve bilim seferberliği' adını verebiliriz.
Ahlak ve bilim seferberliğinden kasıt insanımızın ahlaki açıdan ve pozitif bilim alanında eğitilmesidir. Böyle bir eğitime ihtiyaç var mıdır Vardır ve ülke çapında düzenlenecek bu türden bir eğitim bütün sorunlarımızın temel çözümü olacaktır. ünkü ülkemizde ahlaki çökme ve pozitif bilimden fersah fersah uzaklaşma var. Ancak bu iddiam doğru olsa bile, büyük bir ihtimalle söz konusu seferberlik gerçekleşmeyecektir. ünkü köy enstitülerini ve uçak fabrikalarını kendi iradesiyle kapatan bir toplumun kendini ileriye götürecek bir projeyi uygulama ihtimali çok çok düşüktür. Buna rağmen böyle bir seçeneği dile getirmek zorundayız.
BİR ZAMANLARBir zamanlar köy enstitülerimiz vardı, öğrencilere tarım, hayvancılık, bina yapma öğretilirdi. Kız öğrencilere ebelik öğretilirdi. Bir zaman uçak fabrikalarımız vardı, dünyada uçak yapan dört ülkeden biriydik, dünyada yolcu uçağı yapan ilk ülke olmuştuk. Sonra dahili ve harici bedhahlar (kötü niyetli insanlar) ikisini de kapattırdılar.
Köy enstitülerimizi ve uçak fabrikalarımızı kapatmamış olsaydık bugün en az Finlandiya ve Singapur gibi olurduk. Kadın cinayetleri bu denli olmazdı. Tren büyük ölçüde kaçmış gibi gözüküyor ancak hâlâ umut var. Bu da ahlak ve pozitif bilim konusunda ülke çapında seferberlik yapmaktır. Büyük bir ihtimalle bu seferberlik yapılmayacaktır fakat bu seferberliğin önemini dile getirmek görevimdir. Belki böyle seferberliğe aklı yatanlar olacaktır.
AHLAK VE BİLİM SEFERBERLİĞİAhlakın ve bilimin zaten MEB müfredatında yer aldığı, bu konuda ikinci bir eğitimin gereksiz olduğu ileri sürülebilir. Ancak bu yanlıştır. MEB okullarımızda "değerler eğitimi" adı altında öğrencilere birtakım antropolojik bilgiler vermektedir. Nasıl selam verilir, eve hangi ayakla girilir gibi konularda gelenekler öğretilir. Bu ahlak eğitimi değildir, sadece bilgi aktarımıdır. Din ve ahlak derslerinde de yalnızca dini bilgiler verilir, verilen ahlak eğitimi değildir. Bütün Türkiye din ve ahlak dersinden beş almıştır fakat bunun ahlak üzerinde görünür bir etkisi olmamıştır. Kadın cinayetleri bitmemiştir, taciz, tecavüz, sübyancılık bitmemiştir, Şanlıurfa'da ve Kahramanmaraş'ta öğrenci ve öğretmen cinayetleri ortaya çıkmıştır. Vergi kaçırma ve uyuşturucu kullanımı halen bir kabustur. Bütün bunların karşısında ülke çapında Kohlberg'in ahlaki gelişim basamaklarını temel alan yeni bir ahlak eğitimine ihtiyaç vardır. Hırsızlık yapmamak gerektiğini herkes bilir ancak bu işe yaramamaktadır. Yeni ahlak eğitimi bu tür bilgilerin kişi tarafından içselleştirilmesini, özümsenmesini sağlayacaktır. (Kohlberg'in ahlak eğitimini haftaya paylaşacağım.)
Ülkemizde yeni bir eğitim seferberliğine ihtiyaç olmadığı, MEB'nin okullarda bunu gerçekleştirdiği ileri sürülebilir. Okullarımızda hayvanların evrimleştikleri ancak insanların evrimleşmedikleri anlatılmaktadır. Birçok üniversitemizde evrimden söz edilmemektedir. Bilim yarışmalarına mali destek veren kurumlarımız ise pozitif bilimle ilgisi olmayan projelere destek vermektedir. Bu durum pozitif bilimin istismarıdır. EDES ise bir bilimsel ve ahlaki uyanış değil, değerler eğitiminin uzantısıdır. EDES, sınıflara öğretmenlik sertifikası olmayan imamların ve eğitimi belirsiz abilerin, ablaların girmesini önermektedir. EDES'le Mars'a gidemeyiz. Bu durumda ahlak eğitimine ve pozitif bilimi bir yaşam tarzı haline getiren "boyutsallık"a

11