"Babam yorganın içindeki yünü satmış. Yapağı olduğundan yol parasını denkleştirmiş!"
Türkiye'yi gezme sevdası beni Hatay'ın bir köyüne götürdü. Çok verimli toprağından kaynaklı olmalı ki insanlar şehre göç etmemiş. İnsanları çalışkan ve sabırlı görünüyordu.
Karavanımla bu köyü inceleme fırsatı buldum. Üç-dört gün kalınca bazı gençlerle dost olduk. Onlarla sonbahar serinliğinde bir tepeden köye bakarak semaverin eşliğinde derin bir sohbet etme imkânımız olmuştu. Yanımdaki gençlerden birine sordum:
-Şu geniş zeytinlik kimin
O da karşısında oturan Cuma'yı göstererek:
-Cuma'nın, dedi.
Ben de "Herhalde dededen zenginsiniz" dedim.
-Ne dedesi kardeş, benim babam bu köyün en fakiriymiş köye çalışarak köyün en zengini olmuş, dedi.
Benim çok dikkatimi çekmişti:
-Fakirliği nasıl yenmiş, dedim. Cuma anlatmaya başladı:
-Annemle evlenmişler o da fakir bir adamın kızı imiş. Babam yaz mevsimine kadar köyde ne iş bulursa yapmış ama Çukurova'ya gidecek yol parası biriktirememiş. Annemden çeyizinden getirdiği yorganı istemiş. Antakya'ya kadar yaya olarak gitmiş. Orada yorganın içindeki yünü çıkarıp satmış. Yapağı yünü olduğundan yol parasını denkleştirmiş. O parayla hemen Adana'ya giderek pamuk işçiliği yapmış. Yorganın içi boşmuş ama yine de çok işine yaramış. Sivrisineklerden korunmak için onu cibinlik olarak kullanmış. Her türlü işte çalışmış. Tanıdık biri ile de anneme mektup göndermiş;
"Bol bol ot topla, kurut samanlığı doldur" demiş. Babam aldığı paraları altına çevirmiş altı ay sonra gelmiş ama oralarda da çalışkanlığı ile nam salmış. Köye gelince on tane koyun almış. Buralarda o zamanlarda boş arazi çokmuş. Kış boyunca hayvanlara iyi bakmış. Koyunlar ikiz doğurmuşlar. Sürü hâline getirmiş, kurbanlık yetiştirmeye başlamış. Annemin de yardımı ile küçük küçük zeytinlikler almışlar. O zamanlar bayır ve boş tarla olduğu için hesaplı almışlar. Babam buralara zeytin dikerek kıymetli hâle getirmiş. Zaman içinde koyunları otlatacak mera azalınca onları satıp inek almış. Bu sefer de kurbanlık dana işine başlamış. Allah çalışana veriyor. Annem yazın babamın Çukurova'ya gitmesini desteklemiş. Beş-altı ay oralarda çalışıp getirdiği tüm paralarla küçük de olsa zeytinlik almış. Anlayacağın kardeş bugün şu gördüğün arazi babamın alın teri ile alınan bir yer. Zamanla babam bu köyün toprak zengini olmuş. Sermayesi yorganın içindeki yün ve alın teridir" dedi.

11