"Sen yeter ki samimiyetle iste. Yüce Allah yardıma komutan değil komutanlar gönderir."
Yıllar önce yaşadığım askerlik hatırama bugün de devam ediyorum... Bölük komutanıma "Hallederiz komutanım ama on gün izne ayrılmam lazım" dedim. Sonra da nasıl yapacağımı hiç bilmediğim bir işe giriştim.
İzmir Bölge Müdürümüze telefonla durumu anlattım. O bana baba dostum dönemin TGRT Genel Müdürü olan Resul Beyle konuşmamı söyledi.
Geleceğin Gölcük'ü olacak olan bu üsse komutanımın talebiyle TGRT vericisi kurmak istediğimizi yazdım. O yıllarda TGRT'de evliyaların hayatı ile ilgili dinî filmler ve "Huzura Doğru" programı yayınlanıyordu.
Birkaç gün sonra üzerinde koca bir çanak anten olan bir minibüs ile teknik ekip İzmir'den geldi. Onlara rehberlik ederek beraber vericilerin olduğu tepeye çıktık.
Kurulum sırasında ekipten bir arkadaşımız "Kaynak makinesi lazım" dedi. Çanak antenin çapı yaklaşık iki metre ve borularla yükseğe monte ediliyordu. Onlara sitemle "Bakın şehir merkezine 12 km uzaktayız ve dağların arasında bir askerî birlikteyiz. Şaka mı yapıyorsunuz Her şeyi yanınızda getirecektiniz. Burası sanayi değil kaynak makinesini nereden bulacağız" dedim.
"Ya Rabbi sen yardım et..." Birkaç dakika sonra bize doğru askerî bir cipin geldiğin gördüm. Yanımızda durdular. İçinde üç subay vardı. Lojman Yönetimi Başkanı Serdar Binbaşı, Oto Ulaştırma Bölük Komutanı İbrahim Yüzbaşı ve Hizmet Bölük Komutanı Mücahit Yüzbaşı. Araçtan indiler. "Burada ne yapıyorsunuz asteğmenim" dediler. "TGRT vericisi kuruyoruz komutanım" dedim. Tabii biraz da endişelendim, haberlerinin olup olmadığını bilmediğim için... İbrahim Yüzbaşı "bir ihtiyacınız var mı" diye sorunca, teknik ekip "Kaynak makinesi lazım komutanım" dedi. Bu ihtiyacı da onların desteğiyle çözdük.

3