Uyanınca "hayırdır inşallah" dedim

"Gazete dağıtıcısı olarak iki sene çalıştıktan sonra askerlik için İstanbul Tuzla'ya gittim."

Mühendislik diplomamı aldığımda, kendisiyle ilk defa 17 yaşında tanıştığım ve uzun yıllar Türkiye Gazetesi Ege Bölge Müdürü olan Ziya Yalçın Bey'in yanına giderek, çalışmak istediğimi söyledim. Mühendis olduğumu biliyordu. Yine de "ne iş yapmak istiyorsun" dedi. "Gazetede çalışmak istiyorum" dedim. "Gazete dağıtıcısı olur musun" dedi. Kararlılığımdan emin olmak için iki defa sordu. Her defasında hiç düşünmeden "Evet olurum inşallah" dediğimde masasından kalktı ve bana kuvvetlice sarıldı.

Meğer gazetemiz sahibine "Bu müessesede size bir iş verilse, ne iş yapardınız" diye sorulduğunda "Gazete dağıtıcısı olurdum. En çok sevabı onlar kazanıyor" cevabını vermiş. Sonradan bunu öğrendiğimde hem mutlu olmuş hem de çok duygulanmıştım.
Gazete dağıtıcısı olarak yaklaşık iki sene çalıştıktan sonra askerlik için İstanbul Tuzla'ya gittim. Üç aylık yedek subay öğrenciliğinden sonra kura sonucu bir sahil kasabasındaki Deniz Üs Komutanlığı'na sevk edildim. Her sabah 07.20'deki servis ile birliğime gidiyor, gündüzleri askerlik görevimi yapıyordum. Akşam saat 18.00'den sonra ise bazen gece yarılarına kadar gazetenin bürosunda çalışıyor, hafta sonları ise sabah erkenden gazete dağıtımına yardım ediyordum...
Yeni lojmanların ve bir hastanenin inşaat çalışmaları olan birliğimde hayret ettiğim tek şey, cami ya da küçük bir mescit bile olmamasıydı. İlk günlerimde namazlarımı mendil gibi katladığım, ince bir naylondan keserek yaptığım seccade ile gizlice kılıyordum. Müsait olduğum zamanlarımda gazetemiz büro müdürü Abdullah Bey'le beraber gazetemizin şehirdeki aylık toplantılarına giderdim. O bölge müdürümüzle birkaç dakika da olsa yalnız sohbet eder, hasret giderirdik. Kendisine namazlarımı zor şartlarda kıldığımı söyleyince üzüldü. "İnşallah rahat namaz kılacak bir yer bulursun" diye dua etmişti.