Sekizinci kişi ne yapıyor

"Bu milletin hemen her alanda sekizinci kişilerine ihtiyacı var. Hem de hiç olmadığı kadar..."

Çocukluğum, babamın görevi dolayısıyla bir köyde geçti. Bilenler bilir, eskiden köylerde şimdiki gibi insanlara boş vakit geçirtecek meşguliyetler yoktu. Hatta bazı köy kahvelerinde oyun dahi yoktu. Soğuk havalarda is ve kestane kokan sobalar, çıtırtılarını özlediğimiz ocak başları, bir masal tadında anlatılan ibret ve heyecan dolu birçok hatırayı barındırır.

Havalar ısınınca bu ibret ve heyecan dolu hatıralar; tabiatın kucağında, yemyeşil bahçelerde ve su başlarında hayata geçerlerdi.

İşte o günlerden birinde okul çıkışı arkadaşlarımla çok sevdiğimiz ve dinlemekten büyük zevk aldığımız Muhsin Dede'mizin evine koştuk. Etrafını kendi elleriyle çevirdiği, çeşitli meyve ağaçlarının gölgesinde tek katlı şirin bir köy evi vardı Muhsin Dede'mizin. Bize her zaman güler yüzü ve tatlı sohbeti dışında da çok şey ikram etti ama biz en çok onun anlattıklarından lezzet alırdık. Anlatmazdı hikâyeleri. Âdeta hikâyelerin birer kahramanı hâline getirirdi hepimizi tek tek. Her anlattığını can kulağı ile dinler, çıt çıkarmazdık.

"Biliyorsunuz biz bu evde sekiz kişiyiz, köyümüz yaylaya yakın olunca bizim buralarda ağaçların olduğu yerde mantar da bol olur. İçinizde mantarı bilip de yemeyen ya da sevmeyen var mı"

Hepimiz, koro hâlinde "Biliriiiz, severiiiz ve tabii ki yeriiiiz" diye haykırdık.

-Biz de çok sevdiğimiz için yeriz ama her seferinde evdeki sekiz kişiden biri yemez.

Merak edip de nedenini sorduğumuzda verdiği cevaptan gerçekten hepimiz müteessir olmuştuk o çocuk aklımızla. Lakin öyle zannediyorum ki hepimiz bu cevabı yıllar sonra daha iyi anlamıştık.