Şefkat öyle bir dildir ki...

"Hayattan çok büyük beklentisi olmayanın, çok büyük derdi de olmazmış" derler...

İnsan kendi kalitesini kendi belirlermiş. İşte bu muazzam bir adalet. Şefkat öyle bir dildir ki, sağır da duyabilir, kör de görebilir. İnsanları şefkatle karşılamalıyız. Yazdıklarımızın kolay anlaşılabilmesi için gerçek hayattan birkaç örnek vereceğim: Cihazımın aparatı bozulduğu için yeni bir aparat almıştım, uymadı.

"Belki başkalarının işine yarar" düşüncesiyle aldığım yere götürdüğümde oradaki yaşlı kişi elemanlarının gözü önünde hakarete varan sözler etti. Elemanları bile onu onaylamadığını davranışlarıyla gösteriyordu. Benim sessizliğim onu tamamen çıldırttı. En sonunda: "Bizim verdiğimiz poşette getirmeliydin" deyip haklılığının (!) sebebini açıkladı.

Öte yandan Amerika'da (ABD) bir kadın elli yıl önce aldığı ayakkabıyı geri vermek istediğinde mağaza yöneticisi talimatı vermiştir: "Hemen geri alalım. Geri almazsak, gider elli yerde konuşur biz de ayağımıza sıkmış oluruz" demiştir. Amerika'da ekonomi okullarına çok yüksek puanla girilebildiğini biliyoruz. Yoksa dünya ekonomisine yön veremezlerdi.

Asla unutamadığım bir olay da yaşlı babama sonbaharda grip aşısı için iki yüz metre ilerimizdeki aile hekimliğine müracaat ettiğimizde oradaki hekim "baban ölüyor mu, komaya mı girdi" gibi sözlerden oluşan uzun bir hakaret oluşturmuş, sonunda da "baban benim hastam değil" deyivermişti.

Babam o sırada 93 yaşındaydı. Babam orada kahrolmuş "Haydi oğlum gidelim" demiş ve oradan ayrılmıştık.