Yazı, mesleki ustalık ve kişisel bütünlüğün tanınmasının önemini vurgulayarak, Aziz Usta'nın çocukluk öğretilerinin hayatı boyunca ona rehberlik ettiğini anlatır. Ancak usta ancak başarısı kanıtlandıktan sonra saygı görüyorsa, bu saygının gerçek değeri ne kadar kalıcı olabilir?
"Dün kendisini istifaya zorlayanlar şimdi araba gönderip dağ başından aldırıyorlardı..."
Aziz Usta'yı anlatmaya bugün de devam ediyorum. Ustası yıllar önce kendisine demişti ki:
"Sen baktığın bir şeye çok dikkatli bakıyorsun. Çok zekisin, mantıklısın, sebebini soran adamsın. Bazıları bakar ama görmez. Sen çok büyük bir usta olacaksın."
Mümin Usta'nın dediği gibi olmuştu. Ustasından çok şey öğrenmişti. Yeniliklere ilgisi de araştırmacı olduğundan dolayı da kendisini aranılan biri hâline getirmişti. Bu düşünceler içinde iken korna sesi de duyuldu. Pencereden baktığında bir cip gördü. Usta anne babasıyla vedalaşıp fabrikaya döndü.
Yeni makineyi, neredeyse on gündür kimse çalıştıramamıştı. Fransız mühendislerin dediği her şeyi yapmışlar ama olmamıştı...
Aziz Usta'ya çocukken öğretmeni demişti ki:
"Ne olursan ol, en iyisi ol. Ne yaparsan yap en iyisini yap!"
İşte dün onu istifaya zorlayanlar şimdi ayağına araba gönderiyor dağ başlarına kadar kendisini almaya geliyorlardı...
Fabrikaya geldiklerinde, mühendislerin yüzündeki telaş ve tereddüdü gördü. Tulumunu giyip "bismillah" diyerek işine başladı.
Eline tahtadan yapılmış çekicini aldı makinanın tüm elektrik aksamı yerli yerindeydi. Makine tam otomatik olduğu için mutlaka yerleştiği bir yerde hata olmalıydı. Bir saate yakın tahta tokmağı ile makinenin yerleştiği zemin ile makine arasındaki boşlukları taradı. Makine hiç hata kabul etmiyordu. Nihayet makinenin çalışmama sebebini buldu. Yerle makine arasında milimetrik boşluklar vardı. Makinenin zeminine sıfırdan yeniden şap atıldı. Şap kuruduktan sonra makine aynı yere çekildi, fişe takıldı.

6