"At ürktü. Kontrolünü kaybetti. Yaralı danaya çarptı. Atlı havaya savrulup yere düştü"
Hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum.
Şoför umursamaz tavırda cevap verdi:
"Bu yolun yavaşı da böyle Ahmet Ağa..."
Tam o sırada kamyon derin bir çukura girdi. Kasa sertçe savruldu. Hayvanlardan biri korkuyla şahlandı. Zinciri gevşeyen dana bir anda dengesini kaybedip kasadan aşağı yuvarlandı.
"Gümmm!"
Hayvan asfaltın üzerine çakıldı. Kamyon fren sesiyle durdu. Toz bulutu yükseldi.
Uzun Veli koşarak dananın yanına çömeldi.
"Eyvah..."
Hayvanın ön bacağı parçalanmıştı. Kan asfaltın üstüne ince bir çizgi gibi yayılıyordu. Kara Hasan ellerini başına götürdü. "Eyvah daha başlamadan bittik..."
Yaralı dana acıyla böğürüyor, gözleri korkuyla büyüyordu. İkisi de çaresizce birbirine baktı. Neyse arabadan köy yoluna gelince indik. Köy yoluna girdik. Yaya olarak danalar önde biz arkada patika yoldan gidiyorduk. O sırada uzaktan nal sesleri duyuldu. Bir atlı hızla yaklaşıyordu. Kara Hasan elini kaldırıp bağırdı:
— "Dur! Yavaş!"
Ama çok geçti... At ürktü. Kontrolünü kaybetti. Bir anda yaralı danaya çarptı. Atlı havaya savrulup yere düştü. At kişneyerek yuvarlandı. Dana tekrar acıyla böğürdü. Ortalığı bir sessizlik kapladı. Rüzgâr bile durmuş gibiydi. Toz dağıldığında atlı adam alnından yaralanmış hâlde yerde yatıyordu. Atın ayağı burkulmuştu. Dana ise artık ayağa kalkamıyordu. Uzun Veli dizlerinin üstüne çöktü.
"Bu iş sıkıntı verecek Hasan..."
Kara Hasan'ın yüzü bembeyaz olmuştu: "Dedim sana... Köyde kimsenin yapmadığı işe kalkışırsan böyle olur..."

9