"Atasözleri de asırlarca elekten elene elene eleğin üzerinde kalmış billur gibi sözlerdir."
"Sakla samanı gelir zamanı" konulu hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum... Tabii o yıllarda elektrik telefon vb. imkânı yok, yollar kapalı. Kar yağışının ardından bir ayaz oldu ve karlar dondu. Kar üzerinde atla dörtnala git, kırılma imkânı yok. Hava eksi 10 derecenin üzeri. Bu kar tam on-on beş gün erimedi. Hayvanlar içeride mahsur kaldı, kapalı kaldı. Kimsede ne saman var ne ot; millet perişan...
Babam, çalışanımız olan Şehmuz'la samanlığın diplerde kalan samanları toparladılar. Çürük mürük hayvanlarımızı on-on beş gün kıt kanaat idare ettik. Çevre köyler kızaklarla at ve eşeklerle çuval ve sepetlerle bizim köye geldiler. Çünkü civar köylerde bizim komşudan başka kimsede saman yoktu. Komşunun adamları saman yığınının önüne iki kantar kurdular. O üç yıllık birikmiş samanı kilo ile satıp bitirdiler.
Ben o yörede kilo ile saman satışına ilk defa şahit oldum. Hatta bazı köylüler satın alacak saman kalmadığından dolayı köylerine eli boş döndüler. Çoğu insanın koyun kuzu keçileri açlıktan dolayı telef oldu. Ahali büyük bir felakete uğradı. Dere kıyıları açlıktan ölmüş hayvanlarla doldu. Herkes bîçare üzgün, karların erimesini bekliyordu. Mutlu olan köyün köpekleri, akbabalar ve akşamları kurt ve tilkilerdi onlar o yıl âdeta bayram yaptılar...
On beş gün sonra karlar eridi havanları meralara saldık hayvanlar zayıflamış âdeta bir deri bir kemik kalmışlardı...
Babamın bana abartılı gelen "sakla samanı gelir zamanı, sakladım samanı geldi zamanı sattım samanı aldım bu hanı" sözünü bizatihi acılarını çeke çeke o yıl hep beraber ahaliyle yaşadık...

14