Kelimeler boğazımda düğümlendi

"Kalbi Mekke'de asılı kalanlar için, bir hatıra, esasında bir yaşanmışlık hatırasıdır bu..."

Tam bir sene önce hac mevsimi yaklaştığında içim içime sığmıyordu. Takvimler o mübarek günü gösterdiğinde, ömrümün en büyük hayali için yola düşenlerden birisi de bendim... Önce gönüllerin şifası, bir türlü doyamadığım Medine karşıladı bizi.

Âlemlerin Efendisi Peygamber Efendimizin "sallallahü aleyhi ve sellem" misafiri olmak da varmış Elhamdülillah... Orada geçirdiğimiz o mübarek dört gün ruhumun sükûnete erdiği bir mola gibiydi.

Ardından Medine'den Mekke'ye doğru altı saatlik o mukaddes yolculuğumuz başladı. Otobüsün camından dışarı baktığımda gördüğüm manzara, insana dünyanın fâniliğini fısıldayan kupkuru, çorak bir sahaydı.

Yol boyunca uzanan kayaların rengi neredeyse siyaha dönmüştü. Sanki güneşin hararetiyle kavrulmuş, yanmış gibiydiler. O an zihnim asırlar öncesine gitti.

"Ey güzel Allah'ım! Âlemlerin Efendisi olan Habibin bu kızgın çölleri, bu kavurucu yolları belki de yalın ayak, adım adım nasıl katetti ve ne sıkıntılarla hicret etti"

Muhacirin ve Ensar'ın birbirine kavuşmak için verdikleri mücadeleyi ve hasreti hayal ediyorsun... Bu süreçte müşriklerin onlara yaptıkları akıl almaz işkenceleri ve eziyetleri düşünmemek imkânsızdı...

Yol boyu süren sessiz tefekkürüm, Âlemlerin Efendisinin hissetmek istediğim muhayyel ayak izine duyduğum derin bir hürmete dönüştü...