"1999 Düzce, 2011 Simav, 2011 Van, 2020 İzmir, 2023 asrın felaketi, 2025 Sındırgı."
1999 depreminde yaşadıklarımı ve düşüncelerimi anlatmaya bugün de devam ediyorum...
Biz depremi çabuk unutsak da o bize kendini unutturmayacaktı. Deprem kendini her zaman hatırlattı.
1999 Kasım Düzce, 2011 Simav, 2011 Van, 2020 İzmir, 2023 asrın felaketi, 2025 Sındırgı. Ve en son, yıkım olmasa da Adana ve Osmaniye'de meydana gelen orta büyüklükteki depremler...
Bu depremlerde millet olarak yardımlaşma ve dayanışma hasletlerimiz de kuvvetlendi. Yapılarımızın, binalarımızın sağlamlığı her seferinde sorgulandı. Kimi yerlerde binalardan beton numuneleri alınarak incelendi. Çürük binalar yıkılarak yerlerine yenileri yapıldı. Kimi mahallelerde kentsel dönüşüme gidildi. Elbette ki çok sağlam binalar da yapıldı. Raylar üzerinde temeli olan hastane binaları sapasağlam kaldı. Ancak dükkân yapmak için binaların kolonlarını kesmek gibi büyük hatalara düşen insanlar can ve mal kayıplarını artırdılar. Kalitesiz malzeme, taşıyıcı unsurların ve deprem kolon ve kirişlerinin yetersiz yapılması gibi tehlikeler, gevşek zemin gibi olumsuz faktörler her an bir tehdit unsuru olarak varlığını sürdürmektedir...
Gönül isterdi ki bu depremlerde kayıp sadece bir duvar saati kadar olsaydı. Zamanında ülkemizin her yerinde tüm binalar yeteri kadar sağlam yapılsaydı. Felaketlerden ders çıkarılarak gereken önlemler alınsaydı. Zararın neresinden dönülürse kardır misali, bundan sonra binalar deprem yönetmeliklerine uygun şekilde, sağlam olarak inşa edilmelidir. Maliyetlerin artması bizim canımızdan daha kıymetli değildir. Zemin etütlerine önem verilmeli, hassas bölgelere yüksek binalar yapılmamalıdır. Yapı denetimleri ciddi şekilde yerine getirilmelidir. Japonya kadar olmasak da bir deprem ülkesi olduğumuz gerçeğini asla inkâr edemeyiz.

4