"İkinci bir esareti yaşayamam"

"Ondan bize bir buçuk saatlik, aşkla, şevkle, heyecanla anlattığı askerlik hatırası kaldı."

Kore Gazisi Ahmet Amca'dan dinlediklerimi anlatmaya devam ediyorum...

Gaziantep'ten askerî cemse ile Adana'ya gittik. Orada iki ay boyunca Amerikalı doktorlar bizi takip ettiler.

Oradan da Ankara Etimesgut'a gönderdiler. Orada talim gördük. Tekrar İskenderun'a gönderdiler. Danimarka vapurlarına bindirip bizi Güney Kore Seul'e gönderdiler. Yolculuk otuz bir gün sürdü.

Biz oraya Kırıkkale silahlarla gittik, oraya gidince onları bizden aldılar. Bize otomatik silahlar verdiler. Onların da eğitimini aldık. Bu eğitim de bir ay sürdü. Tren ile bizi naklederken Kunuri dağlarında, Mustafa Şahin adlı arkadaşımız ilk şehidimiz oldu.

Ankaralı idi. Bir dağı çıkmak için 3000 kişi o mevkiyi sardık, İngilizler 1000 kişi idi. Onlar bozguna uğrayınca, biz ilerledik ama 1000 kişiden 350 kişi kaldık. Çinlilerin baskınına uğradık. Şehitlerin yaralıların arasında kaldık. Çinli komutanla yaralı yüzbaşımız İngilizce anlaştı. Bizi esir aldılar. Yaya olarak geceleri yol yürüdük. Pekin'e yaya olarak üç ayda vardık. Oradaki esir kampına kapattılar, iki yıl aç kaldık. Yarbay, yüzbaşı ve astsubayım bizi topladılar.

"Açlıktan ölüp gideceğiz. Ya bizim yiyeceğimizi arttırsınlar ya da biz emirlere uymayacağız" dediler. Rusya'dan İngilizce bilen bir subay geldi. Ona durumu anlattılar. Ondan sonra bir avuç mısırdan iki avuç mısıra çıktı yiyeceğimiz...

Tabii bizim köye şehit olduğuma dair Orhaneli Askerlik Şubesinden yazı gelmiş. Şehit maaşı bağlamışlar. Eşim evi terk edip de gitmemiş. Oğlumuzu büyütmek için çalışmış, didinmiş, evlilik tekliflerini reddetmiş.