Şair bir şiirinde; "Sizin hiç babanız öldü mü Benim bir kere öldü, kör oldum" diyor!..
Oysa ben onu tanıyana kadar zaten körmüşüm de haberim yokmuş. 26 yaşımda onunla yeniden görmeye başladım. Üstadın bir şiirinde dediği gibi;
"Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum!/Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum."
'Kız çocuklarının babalarına olan sevgisi bir başkadır' derler ya hani kimse kusura bakmasın, babasını aşk derecesinde seven erkek çocuğu da yok zannetmesin. Yanlış anlaşılmasın ama namaz kılmaya başladıktan sonra babama âşık oldum ve onu daha çok sevdim...
Hatırlıyorum, 10 yaşında çocuktum. Akşamları evlerde sık elektrik kesintileri olurdu. Gaz lambası ışığında bazen annemle sohbet ederler, bazen çocukluğunda yaşadıklarını hatırlar, gözleri dolar; o günlerin hatıralarından bahsederdi.
Bir keresinde şöyle anlatmıştı:
"Yokluğun ve fakirliğin milletçe yaşandığı, ekmeğin bile karneyle verildiği II. Dünya Savaşı'nın son demlerinde bir bahar ayında Afyon'un küçük bir köyünde dünyaya gelmiş. Talihe bak ki henüz 2 yaşına bile girmeden önce annesini, 9 yaşında da babasını kaybederek hem yetim hem öksüz kalmış. Ebesi tarafından büyütülen, okula gitmediği zamanlarda küçük yaşına rağmen çobanlık yapan o çocuk işte bu garip babandı" demişti...
"İlkokulu bitirince köyün en fakir öğrencisi olarak muhtarın merhameti ile parası devlet tarafından karşılanan yatılı ortaokula gönderilmiştim. Talih yüzüme güldü diye çok sevinmiştim" diye devam etmişti anlatmaya:
Rahmetli Menderes'in başlattığı eğitim imkânlarıyla okumak için ilk defa köyümden çıkmış ve Uşak'ta yatılı ortaokul öğrencisi olmuştum. Maalesef ki o şansım uzun sürmemişti. Ortaokul ikinci sınıftayken 1960 ihtilali milletimize ağır bir darbe olurken benim de eğitim hayatıma mal olmuştu. Çünkü bana "eğer okula devam edeceksen para ödeyeceksin" demişlerdi. Bırakın para ödemeyi, ayağıma kara lastik alacak bile param yoktu."

10