"İsmine hürmet edip getirip evinin başköşesine astığı için Allah da onu aziz eylemişti."
Cemil'i anlatmaya bugün de devam ediyorum... Mahallede herkesin dudak büktüğü Cemil ile o gün cami avlusunda konuşup vedalaşmıştım. Aradan bir hafta mı ne geçmişti ki bir öğle namazı için gittiğim camide gördüm Cemil'i... Namaz kılana kadar beklemişti beni. Yine ellerime saldırdı, yine yemin ederek:
"İnan ki olmaz, öpeceğim elini Şahin Abi. Kitabı okuduktan sonra gittiğim yolun yanlış olduğunu daha iyi anladım. Evet bu dünyaya cıbıl geldik cıbıl gideceğiz. Bu dünyanın tamamı bizim, benim olsa neye yarar Bir çorap bile götüremiyor insan öbür dünyaya. Bizler doymak bilmeyen nefsimizin esiri, olmuşuz da farkında bile değilmişiz. Sağ ol uyandım bu gaflet uykusundan. Bu zamana kadar yaptıklarımdan da pişman oldum tövbe ettim. Artık ben de Ehl-i sünnet itikadında dosdoğru gideceğim" dedi.
"İnşallah" deyip kendisini tebrik ettikten sonra yanından ayrıldım. İkindi namazında daha sonraki tüm namazlarda artık Cemil'i camide ibadet ederken de görmeye başladım.
Aradan bir yıl filan geçmişti ki Cemil herkesi şaşırttı. Herkesin dudak büktüğü Cemil bu sene hacca gidiyordu. Herkesten helallik alıyordu. Nasıl sevindim anlatamam.
Kendim hacca gidiyor gibi mutlu oldum. Herkesin artık dilini "Hacı Cemil" demeye alıştırması gerekiyordu. Nereden nereye... Rabbim sen ne büyüksün.
Hacı Cemil... Ne de güzel yakışmıştı bu sıfat kendisine. Umarım artık Cemil'in eski lakabı unutulur silinir gider kalplerden... Ne demiş İbrahim Hakkı hazretleri:

30