Biraz ağır alınan ders

"Bak teyzem, bu mısır koçanlarını ödünç aldım. Onları tarlaya ekmek için gidiyorum."

Biri Balkan Savaşı biri Birinci Dünya Savaşı biri de Kurtuluş Savaşı olarak üç savaşı görmüş yaşamış insanların ibretlik hatırasını anlatmaya bugün de devam ediyorum...

Dedemin altı yaş küçük kardeşi Ayşe halam yaşadıklarını anlatırken o günleri âdeta yeniden yaşıyor gibiydi...

Kendi evlerinde kalmadığı için tarlaya ekmek üzere mısır koçanını tanıdık bir komşudan istemeye gidiyorlar. Hepi topu üç koçan mısır alıp eve geliyor. Bir de ne görsün! Eve geldiğinde karşısında o meçhul kadını görünce bir tuhaf oluyor... Kadın, Ayşe halama:

-O elindekileri bana ver, diyor.

Ayşe hala da diyor ki:

-Bak teyzeciğim, bu mısır koçanlarını ödünç aldım. Onları tarlaya ekmek için gidiyorum. Beyim kağnıyı hazırlamış, pulluk hazır ben bunları çocuklarım için ekeceğim, sana ben ekmek, tuz, yağ ne istersen vereyim.

Kadın yüzüme çok sert baktı:

-Seni Allah'a havale ediyorum! dedi. Eşim de buna şahit oldu çok üzüldük ama kadın çekip gitti.

Biz tarlaya giderken çocukları babaannelerine bıraktık. Akşama doğru eve geldiğimizde ortanca ve küçük kızımız birisi bir köşede diğeri diğer köşede yarı baygın yatıyordu.

Şaşırdık, babaanneleri ise ağlıyor "bunlara böyle ne oldu" diye feryat ediyordu.

Büyükorhan o zamanlarda küçük bir köydü. Bu yaşadıklarımız İkinci Dünya Harbi zamanında oluyordu. Çocukları Bursa'ya o zor şartlarda güç bela götürdük. Memleket hastanesinde bir ay yattılar. Öküzleri sattık. Çifti başkalarına sürdürdük. Hastaneden çıktılar ama ayağa kalkamadılar. Önce ellerini yere koyup emeklediler. Zaman içinde yine tedaviler sonucunda ayağa kalktılar ama bellerinden sakat kaldılar. Tam olarak iyileşemediler...