"İki kız kardeşi ayırmaları mümkün değildir birbirlerine âdeta kenetlenmişlerdir..."
Hatırama bugün de devam ediyorum... Mehmet amca kararını vermiştir. Sabah erkenden kalkar. Kızları Gülizar ile Porsor'u yanına çağırır. "Hazırlanın gidiyoruz" der. Kızlar:
"Baba bizi nereye götürüyorsun" derler
Mehmet amca lafını saklamaz:
"Kızım sizleri zengin bir obaya vereceğim. Orada hem çalışırsınız hem de güzel yemekler yer giysiler giyersiniz, geleceğiniz kurtulur" der.
Tabii ki büyük kızı Gülizar olayın farkına varır:
"Babacığım biraz bekle kardeşim Ömer uykuda onu kaldırayım. Ömer'e sarılıp doyasıya öpeyim. Kokusunu içime çekeyim. Bir daha kardeşimi ya görür ya görmeyiz."
Ömer'i uyandırır. İki ablası kardeşlerini öper koklar ve gözyaşları içinde babalarıyla yaylaya doğru hareket ederler.
Yıllar sonra o Ömer isimli çocuk büyümüştü. Ömer Amcayı ben gördüm. 1983 yılında 91 yaşında vefat etti. Bir daha birbirilerini görememişler ve o kızlar başka diyarlarda kaybolup gitmişler...
Mehmet amca yaylada Yörük obasına varır. Yörük beyine kızları Gülizar ile Porsor'u teslim eder. Karşılığında biraz yiyecek, beş tane de Reşat altın alır. İkindi vaktine kadar kızlarının yanlarında kalır, onları teselli ederler edebildiğince...
İki bacı, yan yana sokulmuş birbirlerine sarılmış bekleşir. Biraz sonra başka obada bir Yörük beyi daha gelir yanlarına. Kızlardan birini o alıp kendi obasına götürecektir. İki kız kardeşi ayırmaları mümkün değildir birbirlerine âdeta kenetlenmişlerdir. İki bacı ayrılmak istemez kuşlar gibi çığrışırlar ama ne çare ki karar böyle verilmiştir.

18