"Az konuşur çok adamdır"

"Köyde herkesin dilinde iki isim vardı. Kara Hasan ve Uzun Veli... Bir öğle vaktiydi."

Hatırama bugün de devam ediyorum. Bir gün küçük bir öğrenci çekinerek genç Basri öğretmenin yanına geldi:

"Öğretmenim... Babam dedi ki... Okuyup adam olursan köyden kurtulursun..."

Basri öğretmen diz çöküp çocuğun gözlerine baktı: "Hayır Hasan... İnsan köyden kurtulmaz. İnsan cehaletten kurtulur."

Çocuk anlamasa da gülümsedi. İşte o an Basri şunu anladı. Öğretmenlik sadece ders anlatmak değildi. İnsanların karanlığına küçük bir kandil yakmaktı. Köyde herkesin dilinde iki isim vardı. Kara Hasan ve Uzun Veli... Bir öğle vaktiydi. Basri okul bahçesinde dolaşırken uzaktan koyun sesleri duyuldu. Büyük bir sürü yavaş yavaş yol boyunca ilerliyordu.

Sürünün arkasında uzun boylu, çatık kaşlı bir adam yürüyordu. Omzunda eski bir aba vardı. Yüzü sert görünüyordu ama gözlerinde yorgun bir iyilik saklıydı. Yanında duran Kara Hasan hafifçe gülümsedi.

— "Bak öğretmen... O gördüğün Uzun Veli'dir. Az konuşur ama çok adamdır. Bu köyde bugün hâlâ ayakta duran ne varsa... Birazında onun emeği vardır."

Kara Hasan cebinden tütün kesesini çıkarıp ağır ağır konuşmaya başladı:

"Yıl 1973'tü... Bu köye senin gibi genç bir öğretmen geldi. Ama öyle sıradan biri değildi. Kafasında hayaller vardı. Bir gün kahvede topladı bizi. Dedi ki: 'Birlik olmazsanız fakirlik bitmez. Kalkınma olmaz. İnsan tek başına bir avuçtur. Ama birleşirse yumruk olur. Öğretmen dedi ki herkes on lira koysun. Kendisi de koydu. Toplam otuz lirayla şehirden üç dana aldık.

Bu arada rüzgâr sertleşmişti. Uzun Veli sürüyü yavaşça köye doğru götürürken arkasına dönüp sadece bir kez baktı. Kara Hasan gözlerini uzaklara dikti: