Birleşmiş Milletler sürecini yoğun bir şekilde takip ettik. Özellikle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın kürsü konuşmasında, her zaman olduğu gibi mazlum coğrafyalara dair samimi ve iddialı ifadeleri ayakta alkışlandı. Böylesine kadim bir medeniyetin güçlü duruşunu sergilemek adına bu ifadeleri oldukça kıymetli ve değerli buluyorum.
Cumhurbaşkanımızın konuşmaları ve sürecin bize yansıyan boyutu, tüm ülkemiz adına oldukça etkili ve verimli geçti. Ancak ben başka bir şeyden bahsetmek, medyanın değişen yüzünü ve aktarma biçimlerini paylaşmak istiyorum.
Orada süreci takip eden birçok gazeteci vardı. Biz de süreci onlar üzerinden takip ettik. Ancak bir iletişimci ve medya mensubu olarak şunu ifade etmeliyim ki artık medyanın değişen anlatı dilini doğru şekilde kullanan ve süreci farklı mecralara etkili biçimde taşıyan isimleri takdir etmek gerekiyor. Çünkü artık sadece olayı gözlemlemek ve buraya aktarmak yeterli değil.
Mesela yıllardır mesleğimizin duayenlerinden olan Hakan Çelik'in hem konvansiyonel medya aktarımlarını hem de dijital mecralardaki paylaşımlarını bu süreçte oldukça etkili bir şekilde yansıtmasını takdirle karşıladım. İşinin gerçekten duayeni ve uzmanı.
Adem Metan'ın ismini de es geçmemek lazım. Sosyal medyayı o kadar etkili bir şekilde yönetti ki süreci saniye saniye onun aktarımları üzerinden sıkı bir şekilde takip edebildik. Tebrikler Adem Metan. Alanında çok başarılı bir isim.
Ersel Yıldırım, Doğukan Gezer... Dikkatimizden kaçmayan isimler. Bu süreci oldukça etkili bir şekilde bize aktarabilen, artık medyanın nasıl daha etkili yansıtılabileceğini ve bu anlatı dilinin ne kadar önemli olduğunu en güzel şekilde ortaya koyan genç ve başarılı arkadaşlarımız.
İsimleri çok daha fazla artırılabilir. Artık medya sadece bulunduğu konumun içerisinden değil, dışarıya yansıma diliyle de başka bir boyuta taşınmış durumda.
Süreç boyunca orada değildi belki ama Türker Akıncı da bu süreci çok doğru yöneten ve doğru aktaran kıymetli meslektaşlarımdan biri. İsimleri tabii ki çok daha fazla artırabiliriz. Ancak doğru bir örneklem de ortaya koymak lazım.
Gerek Birleşmiş Milletler sürecinde gerekse etkili işlerin tamamında, sadece oraya gidip gözlemleyen ama net aktarımlarda bulunmayan birçok genel yayın yönetmeni ve gazeteci görüyorum.

5