Hayat hızla akıyor. Gerçekten zamana yetişemiyoruz. Her yeni gün başka bir telaş, başka bir koşuşturma… Çevremde kime sorsam aynı cümleleri duyuyorum: "Çok yoğunum, uykusuzum, hiç durmadan çalışıyorum."
Hayatın gerçekleri içinde elbette koşturmak gerekiyor. Ama gerçekten bu kadar yoğun muyuz Yoksa statü mücadelesi içerisinde kendimizi konumlandırmaya çalışırken yaşamı es mi geçiyoruz Sevdiklerimizi ihmal mi ediyoruz
İletişim dediğimiz kavramda bütün iletileri duymaya çalışırken, kendi iç sesimizi duymayı mı kaçırıyoruz
Biraz kendimizle kalmanın, kendimize vakit ayırmanın değerini bilmeliyiz. "Yoğunum" derken, bizimle kaliteli zaman geçirmek isteyen sevdiklerimizi ne kadar ihmal ettiğimizi fark ediyor muyuz
Bırakın bazı işler yerinde dursun. O gün eşinizle, çocuklarınızla, dostlarınızla, akrabalarınızla geçirilen değerli zaman; bütün maddi kavramlardan daha kıymetli değil mi Sosyal statünüzden, size ait marka değerinden önce; iyi bir baba, iyi bir eş, iyi bir dost, iyi bir insan olabilmek… Sevdiklerinin hayatına dokunabilme telaşı, hepsinden daha önemli değil mi

21