Bu Ramazan bir başka güzel geçti. Hem İstanbul'da hem yurdun dört bir yanında… Hep söylerdik; eski Ramazanlar, eski bayramlar diye, eskiye özlemlerden bahsederdik. Geçen haftaki yazımda da değinmiştim; bu Ramazan, ilk gününden son gününe kadar kendi manevi kimliğine yakışır bir derinlikte yaşandı.
İnsanlar arasındaki sosyal kaynaşmayı daha fazla gözlemlediğimiz, şehrin sokaklarında ve caddelerinde Ramazan'ın ruhunun daha çok hissedildiği bir ayı birlikte paylaştık. Ve şimdi Ramazan Bayramı… Bayramımız mübarek olsun.
Bayram; coşku, kardeşlik, birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu birlikte yaşamak ve yaşatabilmektir. Duam; böylesine özel günleri daha anlamlı kılan o içsel yolculuğu hissederek yaşayabilmek. Bayram, manevi bir yolculuğun sonundaki kutlama olduğu kadar; birbirimizle helalleşmek, daha fazla tebessüm etmek, küslerin barışması ve birlik ruhunun diri tutulmasıdır.
Her zaman ifade ediyorum; yaşadığımız coğrafyada üzerimize büyük bir sorumluluk var. Böylesine güzel günleri vesile kılarak aramızdaki sevgi ve muhabbet bağlarını daha da güçlendirmeliyiz.
Bir iletişimci olarak; ayrıştıran ve kırıcı ifadeler yerine birleştiren, bütünleştirici bir duruşu koruyor, korumaya devam ediyoruz. Bayramda bu anlamda daha fazla paylaşalım. Bu bayram; sevgimizi, saygımızı ve nezaketimizi daha çok çoğaltalım. Gönüllere daha fazla dokunduğumuz, birbirimizle aile olma bağlarımızı güçlendirdiğimiz bir bayram olsun.

3