Uğur Dündar

Sözcü

Hiçbir başarının cezasız kalmadığı yalnız ve güzel ülkem...

Bugünkü yazımıza, maalesef sahibini bulamadığım bir sosyal medya anlatısıyla başlayalım: Daha yedi yaşlarımda traktörle çift sürüyordum. Traktör, makine ve ekipmanlarına merakım daha o yaşlarda başlamıştı. Öğretmen okuluyla birlikte, Çınarlı Meslek Lisesi'nin radyo-elektronik bölümünün gece eğitimini bitirdim. Öğretmen okulunda öğrenciyken müdürü

Bak bir varmış bir yokmuş, eski günlerde!..

90'lı yıllar... Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, muhalefet liderleriyle TRT'de bir açık oturuma katılıyor. Benim yönettiğim açık oturum masasının çevresinde, TBMM'de temsil edilen siyasi partilerin liderleri; ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve SHP Genel Başkanı Erdal

Normal doğum mu, yoksa sezaryenle doğum mu..

Ülke gündeminde varlığını sürdüren yakıcı sorunlar yetmezmiş gibi bunlara nur topu benzeri yeni bir tartışma konumuz daha eklendi: "Kadınlar normal doğum mu, yoksa sezaryenle mi doğum yapsınlar.." Mesleğinde yarım asrı geride bırakan (92 yaşında) ve bugüne kadar binlerce bebeğin dünyaya gelmesini sağlayan kıdemli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Büyük Marmara Depreminden sonra yazılan ve muhatabına ulaşamayan mektup...

Önceki gün 6,2 büyüklüğündeki depremle sallanırken, daha önce yaşadığımız büyük deprem felaketlerinin kahreden bilançolarını hatırladım ve "Acaba yine korkunç bir tablo ile mi karşılaşacağız" diye düşünmekten kendimi alamadım. Öyle ya, 17 Ağustos Büyük Marmara Depreminde 20 bine yakın canımızı kaybetmiştik, 50 bin de yaralımız olmuştu. Kayıpların s

23 Nisan

"19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktım. 'Ya istiklâl, ya ölüm!' diyerek Millî Mücadele'yi başlattım. 'Milleti, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır,' ifadesinin yer aldığı Amasya Tamimi ile de konunun ciddiyetini dünyaya duyurdum. Erzurum Kongresi ise bu doğrultuda atılan ilk adımdı. Doğu illerimizin temsilcilerinden oluşan Erzurum Kongresi'nde:

Hepimiz aynı gemideyiz...

Söylediklerini her zaman güncel olarak gördüğümüz Montaigne'in, sıkça kullanılan bir sözüdür: "Her insanda, tüm insanlığın halleri vardır..." Benim gibi bu yaklaşımla deneme yazanlar, kendimizden söz ederken, aslında başkalarını da anlatmış olduğumuzu biliyoruz. Bu sözlerimi yalnızca edebiyatın bir türüyle sınırlı tutmuyorum. Elbette ki okuduğumuz

Emperyalizmin kazandığı cihat (!)

Suriye'ye gidip dönen bir gazeteci ''Libya'da ve Mısır'da diktatörleri deviren mücahitler şimdi Suriye'de çarpışıyorlar!'' demiş. Bu kişilerin ''cihat'' için Suriye'de olduklarını söylemiş! Oysa Arap Baharı rüzgarlarının esmeye başladığı ilk günden beri, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'yu yeniden şekillendiren projenin sahibinin Amerika'nın önderliğindeki

Tarihi bir savunma...

"Bugün benim yaptığım savunma, geleceğin iddianamesidir. Tutanağa geçen ifadem özetle şöyledir: Bana suç isnat edilen dönemde milletvekiliydim. Açıkladığım yolsuzluk dosyaları, görevim dolayısıyla önüme gelmiş belgeli yolsuzluk iddialarıdır. Belgeli bu iddialar hakkında TBMM kürsüsünde konuşmak ve milletimizi bilgilendirmek benim sadece anayasal ye

Don felaketinin verdiği zararlar...

Hafta sonu, Nisan ayı için alışık olmadığımız bir hava durumunu yaşadık ve don, zaten zor durumda olan tarım üreticisinin ekmek teknesini, sofrasını, aşını ve cebini vurup perişan etti. Üreticimiz şimdi kara kara düşünüyor, kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Öyle ya çocuklarının eğitim masraflarını nasıl karşılayacaklar Banka borçlarını nasıl ödeyecekl

İki gün iki gece kitap okuyan lider...

Mustafa Kemal'in Atatürk olmasını sağlayan en önemli etkenlerden biri, okul sıralarından başlayarak son nefesini verinceye kadar sürdürdüğü okuma tutkusudur. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak, Atatürk'ün bu tutkusu nedeniyle gözlerinde oluşan rahatsızlığı bakın nasıl anlatıyor: "Okumayı çok severdi. Zengin bir kütüphanesi vardı. Oku